menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

HAKİKAT, SERMAYE VE BASIN ÖZGÜRLÜĞÜ ÜÇGENİNDE HALK TV TARTIŞMASI

39 0
15.10.2026

Son günlerde İstanbul Cumhuriyet Başsavcılığı koordinesinde yürütülen bir soruşturma kapsamında, şüpheli Cafer Mahiroğlu hakkında “Rüşvet, İhaleye Fesat Karıştırma ve Suçtan Kaynaklanan Malvarlığı Değerlerini Aklama” iddialarıyla başlatılan süreç, Türk medyasını ve hukuk dünyasını derinden sarsan bir tartışmayı da beraberinde getirdi. Soruşturma sonucunda şahsın mal varlıklarına, şirketlerine ve bu kapsamda mülkiyetinde bulunan Halk TV’ye el konulması, adli tedbirler ile kamusal haklar arasındaki hassas çizgiyi bir kez daha önümüze koydu.

Hukuki ve cezai süreçlerin işleyişi bakımından meseleye bakıldığında, ilk akla gelen soru bu tedbirin meşruiyetidir. Türk Ceza Kanunu ve Ceza Muhakemesi Kanunu hükümleri uyarınca; suçtan elde edilen gelirlerle kurulduğu veya finanse edildiği iddia edilen mal varlıklarına ve şirketlere el konulması, yargılamanın selameti ve adaletin tecellisi için başvurulan yasal bir tedbirdir. Bu bağlamda, "Nasıl ki bir holdinge veya inşaat şirketine suç gelirleri nedeniyle el konulabiliyorsa, bir medya şirketine de aynı gerekçeyle el konulabilir" argümanı hukuken savunulabilir bir zemin taşımaktadır. Zira hukukun üstünlüğü ilkesi, hiçbir sermaye yapısının veya tüzel kişiliğin yasaların üzerinde olamayacağını öngörür.

Ancak mesele sadece bir şirketler hukuku veya mali soruşturma meselesi değildir. Söz konusu şirket bir televizyon........

© Diriliş Postası