AMERİKAN RÜYASININ SON CENTİLMENİ: KEVIN COSTNER
Sinema sanatı sadece iyi yazılmış senaryolarla değil, beyazperdede belirdiği an güçlü bir inandırıcılık yaratan, personası, karizması ve sahne hâkimiyetiyle hikâyenin ağırlık merkezini belirleyen usta oyuncularla anlam kazanır. Klasik dönem Hollywood centilmenliğini günümüze taşıyan Kevin Costner, tam da bu tanımın karşılığı olan, yaşayan en büyük aktörlerden biri. Stanislavski geleneğinden gelen Stella Adler Oyunculuk Akademisi’nde aldığı disiplinli eğitimle, her hamlesine benzersiz bir ustalık katan aktör, gözleriyle konuşan yalın üslubu, sahneyi anında domine eden beden dili ve disiplinli duruşuyla beyazperdenin güvenilir bir sembolü haline gelir.
1980’lerden bu yana süren oyunculuk serüvenindeki rol seçimleri, Costner’ın işine olan tutkusunun bir kanıtı. Başyapıtı Dances With Wolves’ta Kızılderili dostu 'Teğmen Dunbar', The Untouchables’ta Al Capone’un peşindeki federal ajan 'Eliot Ness', JFK’da ise Kennedy’nin katilinin peşindeki savcı ‘Jim Garrison’, The Bodyguard’da karizmatik koruma 'Frank Farmer', Message in a Bottle’da münzevi 'Garrett Blake', Waterworld’de hayatta kalma mücadelesinde bir mutant denizci... Yer aldığı her projeye büyük bir prestij kazandıran Costner; Brian De Palma’dan Oliver Stone’a, Tony Scott’tan Clint Eastwood’a kadar dev yönetmenlerle çalıştığında; Paul Newman, Sean Connery, Robert De Niro, Shirley MacLaine ve Morgan Freeman gibi efsanelerle kamera karşısına geçtiğinde dahi özgül ağırlığını korumayı başarır. Devler liginde, çatışmak yerine perdedeki sinerjiyi büyüten uyumu, onun yıldızını daha da parlatır.
Alışılagelmişin dışına çıkarak rol aldığı; Mr. Brooks, 3000 Miles to Graceland, Hatfields & McCoys, A Perfect World veya Criminal gibi yapımlarda antagonist ya da anti-kahramanları başarıyla canlandıran; Bull Durham, Field of Dreams, Tin Cup, For Love of the Game ve Draft Day gibi yapımlarla spor sinemasının taçsız kralına dönüşen; Open Range, Dances with Wolves, Wyatt Earp, Horizon: An American Saga ve........
