RAMAZAN VE SABIR
Zamanın İçinden Geçerek Olgunlaşmak
Ramazan denildiğinde çoğu zaman akla açlık gelir. Oysa Ramazan’ın en büyük dersi açlık değil, sabırdır.
Açlık bir araçtır. Sabır ise hedeftir.
Sabır, insanın kendine karşı koyabilme gücüdür. Sabır, anlık arzulara “dur” diyebilme iradesidir. Sabır, zamanın içinden geçerek olgunlaşmaktır.
Kur’an-ı Kerim sabrı sıradan bir erdem olarak değil, imanın temel direklerinden biri olarak sunar:
“Şüphesiz Allah sabredenlerle beraberdir.” (Bakara, 153)
Bir insan için bundan daha büyük bir müjde olabilir mi? Allah’ın beraberliği…
Ramazan, bu beraberliğe yürüyüşün adıdır.
SABIR: PASİFLİK DEĞİL, DİRENİŞ
Sabır çoğu zaman yanlış anlaşılır. Susmak, geri çekilmek, kabullenmek sanılır.
Oysa sabır; Hakikatte direnmektir. İç disiplin kurmaktır. Dengeyi korumaktır.
İmam Şâfiî sabrı üç başlıkta toplar: – İbadette sabır – Günaha karşı sabır – Musibete karşı sabır
Ramazan bu üç sabrı aynı anda öğretir.
İbadette sabır: Gün boyu oruç tutmak. Günaha karşı sabır: Dilini, gözünü, kalbini korumak. Musibete karşı sabır: Açlığa, susuzluğa, yorgunluğa dayanmak.
Ramazan, insanı üç katmanlı bir sabır eğitiminden geçirir.
AÇLIK: SABRIN BEDENSEL DERSİ
Gün doğar ve insan su içemez. Bir lokma yiyemez. En temel ihtiyacını ertelemek zorundadır.
Bu erteleme basit bir biyolojik süreç değildir. Bu bir irade terbiyesidir.
Nefis anında tatmin ister. Ramazan........
