RAMAZAN TAŞ’LA GERÇEK EKONOMİ
Dün GİSİAD’ın toplantısında dostlarla bir aradaydık. Toplantı bitti, kalabalık dağıldı ama asıl kıymetli olan kısım ondan sonra başladı.
İşadamı dostum Ramazan Taş’la uzun uzun sohbet ettik.
Ramazan Taş, ekonomiyi uzaktan yorumlayanlardan değil. Perakendeden gayrimenkule uzanan iş hattında, kendi markalarını sahada büyütmüş bir isim. Bugün konuşurken sergilediği sakin özgüven, teoriden değil; bizzat yönettiği yapılardan geliyor.
Sohbet sırasında ister istemez markalarına geldi konu.
Perakende tarafında kurucusu olduğu Show Marketler Zinciri, sadece şube sayısıyla değil; yerel tüketiciyi doğru okuma, maliyet–fiyat dengesini koruma ve istihdamı sürdürülebilir kılma yaklaşımıyla büyümüş bir yapı. Ramazan Taş burada hızlı büyümeden çok sağlam büyümeyi önceleyen bir çizgi izlediklerini özellikle vurguladı.
Gayrimenkul tarafında ise Luxera GYO örneği dikkat çekici. Kentsel dönüşümden markalı konut projelerine uzanan bu alanda, “sadece bina yapmak” değil; yaşanabilirlik, şehirle uyum ve uzun vadeli değer kavramları üzerinden ilerlediklerini anlattı. Bugün sektörde yaşanan durgunluğa rağmen, bu yaklaşımın projeleri ayakta tuttuğunu söylüyor.
Tam da bu noktada sohbetin ana fikri netleşti:
Ramazan Taş’a göre ekonomi, günü kurtaran hamlelerle değil; vizyonla büyüyen markalarla ayakta kalıyor. Faiz yükselir, talep daralır, maliyet artar… Bunların hepsi yaşanır. Ama doğru okuma ve disiplinli yönetimle bu dönemler, markalar için birer kırılma değil olgunlaşma sürecine dönüşebilir.
Gündem elbette geneldi:
Faizlerin geldiği nokta, iç talepteki daralma, perakendede değişen tüketici davranışı, gayrimenkulde bekle-gör hali… Hepsi masadaydı. Ama Ramazan Taş konuşurken şunu özellikle hissettiriyor: Konuya uzaktan bakan biri gibi değil, işin mutfağından gelen biri gibi konuşuyor.
Perakendeyi de biliyor, inşaatı da.
Bir yanda maliyet baskısı, diğer yanda ayakta kalmaya çalışan işletmeler… Ama sohbetin tonu karamsarlığa hiç kaymadı. Aksine, bütün bu zorlukların içinde temkinli ama güçlü bir iyimserlik vardı.
Yaklaşımı netti:
“Türkiye ekonomisi sadece bugünün rakamlarıyla okunmaz.”
Nüfus yapısı, şehirleşme hızı, üretim kabiliyeti ve girişimcilik refleksi birlikte okunmadan yapılan her yorum eksik kalır. Bugün sıkışma var, evet. Ama bu, potansiyelin ortadan kalktığı anlamına gelmiyor.
Özellikle şuna dikkat çekti:
Reel sektör artık kısa vadeli dalgalanmalara değil, orta ve uzun vadeli dengeye odaklanmak zorunda. Ayakta kalan markalar da bunu yapanlar olacak. Kendi yönettiği yapılarda izlediği yolun da tam olarak bu olduğunu söylüyor.
Sohbet........
