ATAŞEHİR’DE “İSKÂN TARİFESİ” MİLYON DOLAR
İstanbul Ataşehir Belediyesi’ne yönelik yürütülen soruşturma, bir yolsuzluk dosyasından fazlasını anlatıyor. 18 Nisan gecesi yapılan operasyonlarda 20 şüpheli gözaltına alındı. Dosyanın kalbinde ise ürkütücü bir iddia var: İskân ve ruhsat süreçlerinde milyon dolarlık “tarifeler” konuşuluyor. Yani vatandaşın en temel hakkı, iddiaya göre bir pazarlık kalemine çevrilmiş.
Ama asıl tehlike rakamın büyüklüğü değil. Asıl tehlike, kurulduğu iddia edilen sistemin soğukkanlılığı. Rüşvet artık çantalarla taşınmıyor. Hediye kartlarına bölünüyor. Lüks telefonlara saklanıyor. Dosyaya giren bilgilere göre yüzlerce market kartı, Apple marka cihazlar… Bunlar sadece “hediye” değil; iz bırakmayan, parçalanmış, görünmez hale getirilmiş bir para akışı. Bu, suçun amatörce değil; profesyonelce işlendiğini gösterir.
Ve daha karanlık olanı şu: Bu yapı iddialara göre tekil değil, örgütlü. MASAK raporları, teknik takipler, HTS kayıtları… Hepsi aynı kapıya çıkıyor: Birlikte hareket eden, geliri paylaşan, sistemi sürdüren bir ağ. Yani mesele bir kişinin açgözlülüğü değil; kurumsallaşmış bir düzen ihtimali.
Operasyon sırasında ortaya çıkan detaylar tabloyu daha da ağırlaştırıyor. Telefonlar açılmıyor. Şifreler verilmiyor. Cihazlar “yanımda değildi” denilerek ortadan kayboluyor. Bu refleks, Türkiye’nin geçmiş dosyalarından tanıdık. Delil saklama refleksi, suçun gölgesidir. Gölge büyüdükçe, gerçeğin ağırlığı da artar.
Şimdi herkesin kendine şu soruyu sorması gerekiyor: Bir şehirde iskân almak için “resmî tarifeden” başka bir tarife konuşuluyorsa… O........
