menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

BEN TAYYİP ERDOĞAN’IN YERİNDE OLSAM

33 0
28.04.2026

Değerli dostlar, değerli okuyucular; Ben Recep Tayyip Erdoğan’ın yerinde olsam, ülkedeki mevcut tabloyu toparlamak ve yapılacak ilk seçimi kazanmak için önce gerçekle yüzleşir, sonra cesur ve net adımlar atardım. Çünkü siyaset, gerçeklerden kaçanların değil, gerçeklerle yüzleşip çözüm üretenlerin işidir. Bugün Türkiye’de en büyük sorunlardan biri, halk ile siyaset arasındaki mesafenin açılmasıdır. Bu mesafeyi kapatmadan hiçbir başarı kalıcı olmaz.

İlk iş olarak Türkiye genelinde çok kapsamlı, manipülasyondan uzak, doğrudan halkın nabzını tutan anketler yaptırırdım. Bu anketler sadece “kime oy veriyorsunuz?” sorusuyla sınırlı olmazdı. İnsanların neden kızgın olduğu, kimi kibirli bulduğu, hangi yöneticiden neden rahatsız olduğu tek tek ortaya konulurdu. Ardından hiç tereddüt etmeden, halkın kibirli ve ulaşılmaz bulduğu il ve ilçe başkanlarını görevden aldırırdım. Siyaset makamı kibir yeri değildir; hizmet yeridir. Aynı şekilde, halkın bıktığı, artık görmek istemediği milletvekillerine de açık bir mesaj verirdim: “Bu kadro yenilenecek.” Bu bir zayıflık değil, aksine güçlü liderliğin en net göstergesidir.

Kabine için de aynı yöntemi uygular, bakanlar özelinde ayrı bir kamuoyu değerlendirmesi yaptırırdım. Halkın başarısız bulduğu, sahada karşılığı olmayan hiçbir isimle yol yürümem. Çünkü liyakatten uzaklaşan bir yönetim, eninde sonunda halkın desteğini kaybeder. Sadakat önemlidir ama tek başına yeterli değildir; liyakatle desteklenmeyen sadakat sistemi çökertir.

Dış politikada ise Türkiye’nin ağırlığını daha net hissettiren bir dil kullanırdım. İsrail’e tepki göstermekle yetinmez, doğrudan ABD’ye de açık mesajlar verirdim. Özellikle Donald Trump gibi tartışmalı isimler üzerinden yürüyen söylemleri tamamen terk eder, Türkiye’yi kişiler üzerinden değil, devlet aklı üzerinden konumlandırırdım.........

© Diriliş Postası