KAHRAMAN YARATMA ÇABASI
Dünkü köşe yazımda Türkiye’de son dönemde peş peşe yaşanan bazı olayların tesadüf olmadığını düşündüğümü ifade etmiştim. Bugün de aynı noktadayım.
Çünkü yaşananlara tek tek baktığınızda sıradan gibi görünen birçok olay, yan yana konulduğunda çok farklı bir tablo ortaya çıkarıyor.
Son günlerde kamuoyunun gündemini meşgul eden konulara dikkat edin...
Toplumun dini değerleri üzerinden yürütülen tartışmalar...
LGBT başlığı altında oluşturulan polemikler...
Sosyal medyada servis edilen provokatif görüntüler...
İnançlar üzerinden yapılan açıklamalar...
Ve son olarak Deniz Göktaş meselesi...
Elbette her olay kendi içinde değerlendirilebilir. Ancak benim dikkat çekmek istediğim nokta, olayların kendisinden çok zamanlamalarıdır.
Deniz Göktaş’ın gösterilerini izledim ve ciddi anlamda rahatsız oldum. “Hakaret yok” diyenler olabilir ancak bana göre hem Cumhurbaşkanı’na yönelik ifadeler hem de kutsal kitabımız Kur’an-ı Kerim’e yönelik söylemler açıkça saygı sınırlarını aşmaktadır. Kendi adıma beni güldüren tek bir bölüm bulamadım. Bu benim şahsi görüşümdür. Ancak gördüğüm şey, mizah üretmekten çok toplumun bazı değerlerini hedef alan bir yaklaşım oldu. Bakın arkadaşlar, birini seversiniz ya da sevmezsiniz ama bir ülkenin Cumhurbaşkanı’na saygı duymak zorundasınız. Değerlerimiz olan camiye, ezana, Kur’an-ı Kerim’e ve dini hassasiyetlerimize uygun davranmak zorundayız. Bunları abuk sabuk söylemlere malzeme edemezsiniz.
Üstelik bunun yalnızca bir sahne gösterisi olduğunu da düşünmüyorum.
Çünkü yaşanan sürecin sonunda ortaya çıkan tabloya baktığımızda, sanki önceden hazırlanmış bir senaryonun adım adım uygulandığı hissine........
