menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Siyasetin şeffaflık sınavı: Vitrin değil, vicdan temizliği şart!

7 0
16.04.2026

Siyasetin şeffaflık sınavı: Vitrin değil, vicdan temizliği şart!

​Türkiye’de bugün siyasetin en temel çıkmazı, en tepeden verilen birlik mesajlarının sokaktaki karşılığını yitirmiş olmasıdır. Genel başkanlar, kürsülerden kucaklaşma çağrıları yaparken, halkın bu sözlere mesafeli durmasının altında yatan gerçek, partilerin kendi içindeki “dil zehirlenmesi” ve liyakatsizliktir. Siyasetin toplumsal bir karşılık bulabilmesi için, önce kendi “bağırsaklarını temizlemesi” ve içindeki çıkar odaklarını ayıklaması bir tercih değil, zorunluluktur.

​Hemen her partinin içinde kümelenmiş; akıl ve fikir üretmek yerine sloganlarla varlık gösteren, fitne ve dedikodudan beslenen, sadece kendi ikbalini düşünen bir kesim mevcuttur. Bu "sülük tipi" yapılar, halkla siyasetçi arasına adeta etten bir duvar örmektedir. Şahsi hırslarını davanın önüne koyan, iftirayı silah olarak kullanan bu kadrolar, siyasetin sağlıklı nefes almasını engellemektedir.

​Burada en büyük sorumluluk, siyasi partilerin genel başkanlarındadır. Bir lider, halka güven vermek istiyorsa önce kendi çevresindeki “sahtekarlara” ve “geleceğin hırsızlarına” dur diyebilme cesaretini göstermelidir. Kendi yandaşının hatasına göz yuman, kendi kalabalığının gürültüsüne aldanıp, aynadaki çelişkileri görmezden gelen hiçbir anlayış, bu milletin ferasetini geçemez. Halk; kimin gerçekten memleket sevdalısı olduğunu, kimin ise egosunu ilah edindiğini gayet iyi görmektedir.

​Önümüzdeki süreç, dünyanın ve Türkiye’nin gidişatını okuyamayan, ideolojik saplantılarını milletin refahının önüne koyan yapılar için bir tasfiye süreci olacaktır. Siyaset, bir “başkancılık oyunu” değildir; bir mesuliyet ve ahlak makamıdır. Seçime girme yeterliliği olan 41 partiden hangisi olursa olsun, kaliteli kadroları öne çıkarmayan ve çevresindeki “çapulcu” zihniyeti ayıklamayanlar, tarihin tozlu sayfalarında kalmaya mahkumdur.

​Siyasetin temizlenmesi için tabandan tavana bir sorgulama şarttır. Kendi partisinde adaleti sağlayamayanların, ülkeye adalet vaat etmesi inandırıcı değildir. Eğer bir siyasetçi, makamını korumak için ahlaksızlıklara sessiz kalıyorsa, o artık çözümün değil, sorunun bir parçasıdır.

​Şimdi vaktidir: Mertçe ortaya çıkıp, sistemi millete zulmetmekten çıkaracak kadroları kurma ve bu kirli döngüden kurtulma vaktidir. Türk siyaseti, bu arınmayı gerçekleştirebildiği ölçüde milletle kucaklaşacak, gerçek liyakat ve ahlak işte o zaman iktidar olacaktır. Unutulmamalıdır ki; temiz bir gelecek, ancak temiz ellerle inşa edilir.

Yunus Ekşi, dikGAZETE.com


© Dikgazete.com