Tarihçilikte Mîlâd: 2010 -Değişen Coğrafya ve Miryokefalon Savaşı-
S.1: Vakf-ı Köpri-yi Karye-i Yeñice, nakid 400 [akçe]. Rıbhından hâsıl olan meremmetine sarf oluna diyu meşruttur.
Ramazan Topraklı yazdı;
Tarihçilikte Mîlâd: 2010
Değişen Coğrafya ve Miryokefalon Savaşı
Bu makalenin amacı, bir Osmanlı arşiv belgesindeki Yenice Köy Köprüsü’nün, Kemer Boğazı’nda bulunması ve tarihî yolun bu köprüden geçmiş olmasının, tarihî coğrafya ve tarihimizdeki olayların yorumlarını değiştirebileceğini ve değiştirdiğini ortaya koymaktır. Zira yıllardır yeri tesbit edilemeyen Miryokefalon harbinin bu yol üzerinde yapıldığını, 2010 yılında neşrettiğim Değişen Coğrafya ve Miryokefalon Savaşı adlı eserle ortaya koymaya çalıştım. Eğirdir Gölü’ndeki coğrafî değişimin, yâni tarihî coğrafyadaki değişimin, daha onlarca olayın yorumları ile kent, ırmak, dağ ve ova adlarına tesir ettiğini gördüm. Yâni 2010 yılı ve bu yılda neşrettiğim söz konusu eser, tarihimizin doğru anlaşılabilmesi için bir Mîlâd olmuştur.
Açar Kelimeler: Eğirdir Gölü, Kemer Boğazı, Yenice Köyü Köprüsü, Coğrafî Değişim, Miryokefalon Savaşı, 2010, Mîlâd
Eğirdir Gölü’ndeki coğrafî değişim ile Kemer Boğazı, boğazdaki ırmak ve köprünün [Yenice Köyü Köprüsü], boğazın devamındaki Yenice Derbendi’nin, tarih boyunca aldığı adlarla ilgili onlarca makale yazdım, ama aradan 15 yıl geçmesine rağmen ilim adamları ve üniversite, bu konuya bigâne kaldı desem yeridir. Son zamanlarda ben de, anlamadığım bazı isim ve olayları, ChatGPT ile tartışıyorum. Bu tartışmalardan birisi aşağıda verilmiştir. [bk. S.1].
Chatgtp’ye önce Hermos ile Hieros aynı mı diye sordum. Zira Khoniates, Miryokefalon Savaşı’nın Hermus ve Menderes vadisindeki yamaçların bir yerinde yapıldığını söyler [M. F. Hendy]. Boğazdaki ırmağı Pliny, Hierus; Jerusalem itinereri Hyeronpotamum [Mukaddes nehir] verir (Ramsay, 1960: 266). Chatgpt: “aynı değil, Hermos [Gediz ırmağı], belki “sınır taşı” demek olabilir” dedi. Ben de Kemer Boğazı’ndaki ırmağın, Doğu-Batı, Asya-Avrupa, Suriye-Yunanistan, Selçuklu-Bizans arasında hudut olduğunu söyledim ve tartışma aşağıdaki gibi cereyan etti:
Siz, Chatgpt olarak mevcut literatüre göre, bense, yeni bir keşfe göre karar veriyorum. Bu keşif, bugünkü Eğirdir Gölü, geçmişte Hoyran ve Eğirdir gibi iki ayrı göldü ve iki göl arasında suları Hoyran'dan Eğirdir'e [kuzeyden güneye] doğru akan 14-15 km uzunluğunda, tarih boyunca onlarca adı kaydedilen bir ırmak vardı. Kral Yolu, bu ırmağı Kemer Boğazı'nda bir köprüden geçiyordu. Bize, yâni 2010 yılına kadar bu hususu kimse bilmiyordu. İşte anlaşamadığımız husus bundandır. [RT]
Ramazan Bey, şimdi artık mesele netleşti. Siz, mevcut akademik güzergâh varsayımlarını değil, Eğirdir–Hoyran paleocoğrafyasına dayanan yeni bir keşfi esas alıyorsunuz. Bu gerçekten çok ciddi bir iddia ve eğer doğruysa Anadolu tarihi açısından önemli sonuçlar doğurur. Önce sakince coğrafyayı kuralım. Bugünkü Eğirdir Gölü kuzeyde Hoyran, güneyde Eğirdir havzası. Eğer geçmişte iki ayrı göl vardı. Aralarında kuzeyden güneye akan 14–15 km’lik doğal bir akarsu bulunuyordu. Bu akarsu Kemer Boğazı’ndan geçiyordu ve Kral Yolu, bu noktada köprüyle geçiş yapıyordu. O zaman burası sıradan bir coğrafi detay değil, bir jeostratejik düğüm noktası olur.
1- Bu keşif neden önemli? Çünkü Kral Yolu’nun Batı Anadolu güzergâhı hâlâ tartışmalıdır. Eğer Eğirdir hattı ana koridor idiyse, Sardes merkezli klasik varsayım yeniden değerlendirilir. Bu durumda Orta Anadolu, Pisidia, Göller Bölgesi hattı, ana doğu-batı omurgası olabilir. Bu, Anadolu tarih yazımında ciddi bir revizyon demektir.
2- Hieropotamos meselesi: Eğer söz konusu akarsu antik kayıtlarda Hieropotamos veya farklı dönemlerde farklı adlarla anılmışsa, o zaman “kutsal ırmak” ifadesi etimolojik olarak [hieros + potamos] zaten kutsallık içerir. Coğrafi olarak iki gölü bağlayan eşik hattıdır. Stratejik olarak Kral Yolu geçişidir. Bu durumda kutsallık, mitolojik değil, fonksiyonel [eşik, geçiş, sınır, kontrol noktası] olabilir.
3- Asıl ilginç nokta, eşik coğrafyası. Bir gölden diğerine akan bir nehir. Bu sıradan bir nehir değildir. Bu, kapalı havza içi geçiş, hidrolojik eşik, kuzey–güney yönlü akış, doğu–batı ticaret yolu kesişimi. Bu tip yerler tarih boyunca vergi noktası, askerî kontrol hattı, kutsal alan, köprü kültü olmuştur. Geçiş noktaları antik dünyada genellikle kutsaldır. Çünkü geçiş = dönüşüm.
4- Neden literatürde yok? Bu tip durumların gözden kaçmasının birçok sebebi olabilir.
5- Herm-Hieros bağlantısına geri dönelim: Şimdi anlaşmazlığımızın özünü görüyorum: Ben Hermos [Gediz] üzerinden gidiyordum; siz ise Eğirdir–Hoyran eşik hattındaki kutsal ırmak üzerinden gidiyorsunuz. Eğer burada gerçekten sınır işlevi, yol işlevi, köprü ve kutsal isim bir aradaysa, bu durumda “herm” [sınır taşı] kavramı sembolik olarak çok güçlü bir çerçeve sunar. Ama bu, Hermos etimolojisi değil; eşik coğrafyasının sembolik yorumu olur.
6- Asıl kritik soru: Bu ırmağın tarih boyunca kaydedilen adlarını biliyor musunuz? Eğer Hititçe, Frigce, Lidce, Yunanca, Roma, Bizans, Selçuklu dönemlerinde farklı isimleri varsa, orada gerçek filolojik hazine yatar. Ramazan Bey, şunu açıkça söyleyeyim. Eğer iki göl arasında tarihsel bir akarsu ve köprülü Kral Yolu geçişi gerçekten belgelenirse, bu Anadolu yol tarihi,
Pers idari sistemi, Pisidia–Lidya bağlantısı, Kutsal su kültleri açısından son derece önemli olur. İsterseniz bir sonraki adımda Eğirdir–Hoyran paleohidrolojisi, Antik yol ağlarının topoğrafik zorunlulukları, Hieropotamos adının geçtiği epigrafik kayıtları inceleyelim. Bu mesele gerçekten yüzeysel değil. Burada ciddi bir tez potansiyeli var. [Chatgpt]
İki göl arasındaki nehrin, Tantalos, İndos, Tanta-endia, Halys (cıαλις), Obrimas, Menderes, Sangarios, el-Battal, Melis, Kaystros, Euros, Ebros [Avrupa], Boğazın Asya Irmağı, Doğu sınırını teşkil eden Büyük Nehir, Megalo Potamos, Bathys Rhyax, Seha, Pisidia Antakya yanındaki Irmak, Hierus, Hyeronpotamum, Mukaddes Nehir, Âbrū Mesmâne, Siberis, Tioulos, Tearos, Skamandros, Almyros ve Kadmos gibi onlarca adı var. Nehrin kaynağına Aulokran ve Rhotren denir. [RT] [bk. Har.1].
Ramazan Bey, ortaya koyduğunuz isimler gerçekten çok çarpıcı. Fakat burada çok kritik bir metodolojik mesele var. Bu adların büyük kısmı, antik kaynaklarda farklı coğrafyalara ait bağımsız nehirler olarak bilinir. Aynı akarsuya tarih boyunca farklı adlar verilmesi mümkündür; ancak bu kadar geniş coğrafyaya yayılmış isimlerin tek bir 14–15 km’lik göl-arası akarsuya ait olduğunu göstermek için çok güçlü epigrafik ve topografik kanıt gerekir. Örneğin klasik literatürde:
Sangarios, bugünkü Sakarya nehri, kuzeybatı Anadolu’dadır; Skamandros, Troya ovasındaki Karamenderes; Kaystros, Efes yakınındaki Küçük Menderes; Maiandros, Büyük Menderes; Halys, Kızılırmak; Hebros, Meriç [Avrupa]; İndos, Pisidia’daki Aksu [Antalya havzası]; Tearos, Herodotos’un sözünü ettiği Trakya nehridir. Görüldüğü gibi bu isimler, Trakya, Troas, Ege kıyısı, İç Anadolu, Akdeniz havzası gibi birbirinden oldukça uzak bölgelerde kaydedilmiştir.
Burada olası üç senaryo var: 1️-Metaforik / teolojik aktarım; büyük ve kutsal kabul edilen nehir isimleri, yeni bir kutsal coğrafyaya taşınmış olabilir. Örneğin Melas, Megas Potamos, Hieros Potamos gibi. 2️- Ortaçağ metinlerinde coğrafi kayma. Bizans ve İslam coğrafyasında eski isimler bazen yanlış lokalize edilmiştir. Bir “doğu sınırı nehri” ifadesi, sembolik olabilir. 3️- Gerçekten çok katmanlı bir eşik nehri. Sözünü ettiğiniz nehir, Kral Yolu üzerinde, bölgesel sınır hattı, dini merkezlere komşu göl eşiği ise, farklı dönemlerde farklı kültürlerin ona kendi “büyük nehir” adlarını vermiş olması teorik olarak mümkündür.
Kritik nokta: Eğer gerçekten 2010 keşfi sonrası, Hoyran–Eğirdir ayrımını, aradaki akarsuyu, Kemer Boğazı geçişini ve Kral Yolu bağlantısını somut jeomorfolojik verilerle ortaya koyuyorsa, bu önce coğrafi olarak kanıtlanmalı; isim eşleştirmesi ikinci aşamada yapılmalıdır. Şu anki haliyle isim listesi, aynı nehrin farklı adları gibi görünmüyor, farklı coğrafyalardaki büyük nehir adlarının bir araya getirilmiş hali gibi duruyor. Ramazan Bey, burada sizi ciddiye alarak şunu söyleyeyim: Eğer bu iddia doğruysa, mesele etimolojiden çok daha büyüktür. Bu, Anadolu yol tarihini yeniden yazmak anlamına gelir. [Chatgpt]
Dediklerinizi biliyorum. Herodotos, üç farklı Halys; Strabon, iki farklı Sangarios yazdıklarını bilmezler. Sizler de Eğirdir Gölü'ndeki değişimi bilmeyen kaynakları esas alıyorsunuz. Üstte açıklamama rağmen aynı yolda gidiyorsunuz. Ne yapayım ki, Galileo'nun dediği gibi benim iddialarım gerçek ve tarihi metinlerin coğrafyaya yerleştirilmesiyle ortaya çıkmışlardır. [RT]
Ramazan Bey, sizi anlıyorum. Söylediğiniz şey aslında çok net: Metinler yanlış coğrafyaya yerleştirildi. Göl sistemi değişti. Bu yüzden nehir adları da yanlış konumlandırıldı. Bu, “küçük bir düzeltme” değil, coğrafî paradigma değişimi iddiasıdır. Böyle iddialar ya tamamen çöker; ya da tarihi yeniden yazar. Ortası pek olmaz. [Chatgpt]. [bk.Har.1].
Tartışma iki sayfa daha devam ediyor, ama okuyucuyu düşünerek burada kesiyorum. Zira 15 yıldır bu konuları yazdım, hatta bazıları tekrar mahiyetinde oldu. Chatgpt, “eğer bu iddia doğruysa, mesele etimolojiden çok daha büyüktür ve bu, Anadolu yol tarihini yeniden yazmak anlamına gelir” der ki, ben zaten 15 yıldır bunu haykırıyorum: “Tarihî coğrafya değişmiş; bilgilerinizi güncelleyin diyorum”; ama bizim tarihçi bunu, Batılı tarihçiden bekliyor. Zira tarihçimiz kendine güvenmiyor ve Batılı bir tarihçinin onayı olmadan yeni bir iddiada bulunamıyor. Bir Köprülü, bir Turan yok artık. Üniversitelerin, yabancı dergilerde çıkan makalelere itibar etmesi, her şeyi açıklamıyor mu?
Hâlbuki hata yapanlar da “Neticeyi bir kelime ile izah edebiliriz: ya benim eserim sırf bir hatadan ibarettir, yahut da Anadolu haritasının büyük bir kısmı tamamiyle değişmelidir” (Ramsay, 1960: 106) vs. diyen Batılılar.
Chatgpt, üstteki Md.2’de: “eşik, geçiş, sınır, kontrol noktası; Md.3’te: bu tip yerler tarih boyunca vergi noktası, askerî kontrol hattı, kutsal alan, köprü kültü olmuştur” der. Zaten “doğu sınırını teşkil eden büyük nehir”, adı üzerinde sınıra işaret ediyor. Euros [Anna], Ebros [Akropolites], Boğazın Asya Irmağı [Pachymérés] adları, Kemer Boğazı’ndaki ırmağın hem Avrupa [Oyro, Evro], hem de Asya’da olduğunu anlatır ki, bu, ırmağın sınır olduğunu gösterir. 1501 tarih, 0994Nu. TTD, s.93’te: “Afşar kz., Maziye karyesi: Firigos Boğazı’nda gemi hâsılından 500 [akça]” vergi ve Serasen Samonas’ın 905 yılı, Boğazdaki Halys’i geçmeye izin alamayıp, yakalanması (Ramsay, 1960: 239) ise, Boğazın kontrol noktası olduğunu göstermez mi?
Md.4’de de “Neden literatürde yok diye soruyor ve birçok sebebi olabilir” diyor. 1- Eğirdir Gölü’ndeki coğrafî değişim Avrupalı seyyahlar henüz Anadolu’ya gelmeden vukû buluyor ve iki göl kavuşuyor, aradaki ırmak ve köprü su altında kalarak, gözlerden kayboluyor. 2- Osmanlı arşiv belgeleri insanların istifadesine 20. Asrın ikinci yarısında açılıyor. 3- Göldeki değişime dair, yöre halkı arasında dolaşan birçok rivayet var, ama maalesef bunu yazacak birisi çıkmamış; çıkanlara da, şimdi bizde olduğu gibi aldırış eden olmamış. Kemer sakinlerinden 1902 doğumlu merhum Urlu Osman [Bayır]: “Boğaz’da, Hoyran’dan Eğirdir’e doğru akan bir çay varmış” dermiş, ama bunun ne anlama geldiğini düşünen olmamış. Hatta köprü ayaklarını gördüğünü söyleyen birçok kişi de çıkmış. Tarım Bakanlığı eski müsteşarlarından Ali Kemal Bedestenci [1932-20.06.2024], 21.01.2012’de: “70 yıl önce [1942] babam beni Hoyran Gölü’ne balık yemeye götürmüştü; oradaki insanlar, köprünün ayaklarından bahsetmişti” dedi [bk. Topraklı, Yol ve Tarih, 2012: 37]. Galiba okuma yazması olmayan halkımızın, karın doyurmak ve çalışmaktan gayri, ne düşünmeye, ne de yazmaya vakti olmuş. Ta ki, köyünün tarihini yazmak isteyen eski bir Karayolları mühendisine kadar. Bu kişi 937/1530 tarih 438 Nu. MVAD I., s.66’da Hamid lv., Afşar kz., Kütrenek k., okunan karyenin, kendi köyü Kötürnek olduğunu görecek; s.68’deki Afşar kz., Yeñice-köyü Köprüsü’nü merak edecek ve yöreye, Jeo. Y. Müh. A. H. Taşlıca ile bir ziyaret yapacak; Yeñice-köyü Köprüsü’nün Kemer Boğazı’nda göl altında kaldığını görecektir. Şayet o bunu yapmamış olsaydı, belki kıyamete kadar tarihçi, yanlış tarih yorumlarına devam edecekti. [bk. S.1]
Elimde TTK tarafından 6’ncı baskısı yapılan ünlü bir profesörümüzün Anadolu’nun Tarihi Coğrafyası adlı bir kitabı var. Kaynakçada yüzlerce eser var, hangi bilgiyi hangi eserden aldığına dair hiçbir açıklama yok. Yer adlarının çok büyük bir kısmı yanlış yerleştirilmiş. Hoca’ya da pek bir şey diyemiyorum. Zira chatgpt gibi o da göldeki değişimi bilmiyor. Nasip olursa, önümüzdeki günlerde, onun ile kendi iddialarımı karşılaştıran bir makale yazacağım.
Ramazan Topraklı, dikGAZETE.com
S.1: Vakf-ı Köpri-yi Karye-i Yeñice, nakid 400 [akçe]. Rıbhından hâsıl olan meremmetine sarf oluna diyu meşruttur.
Har.1: Değişen coğrafya: Hoyran ve Eğirdir Gölleri arasındaki ırmak, Kral Yolu, bölgeler, diğer yollar, dağlar, ırmaklar, vs.
