Türkiye’nin 25 yıllık dönüşümü; AK Parti iktidarı
Mehmet Yıldırım yazdı;
Türkiye’nin 25 yıllık dönüşümü; AK Parti iktidarı
Türkiye siyaset tarihinde 14 Ağustos 2001 önemli bir dönemecin başlangıcı. Türkiye’de yönetimin resetlenmesi, yeni bir dirilişe adım atılması; sistemin yeniden kurgulanma çabası.
Adalet ve Kalkınma Partisi’nin iktidar yürüyüşünde çeyrek asır geride kaldı. Bu dönemi yalnızca iktidarın gücü nasıl kullandığı üzerinden değerlendirmek, Türkiye’nin geçirdiği büyük dönüşümün önemli bir bölümünü gözden kaçırmak olur.
Elbette AK Parti dönemine yönelik ciddi eleştiriler var. Kurumların zayıflaması, siyasetin merkezileşmesi, hukuk ve demokrasi alanındaki sorunlar tartışılmalıdır.
Ama başka bir soruyu da sormak gerekiyor:
Türkiye, son 25 yılda yalnızca içeride değişen bir siyasi düzene mi sahne oldu, yoksa çevresindeki savaşlar ile jeopolitik kırılmalar karşısında yeni bir güvenlik ve güç anlayışı mı geliştirdi?
Üzerinde durulması gereken konu burası.
2002 Türkiye’si ile bugünkü Türkiye aynı değil!..
AK Parti’nin iktidara geldiği 2002 Türkiye’si ile bugünün Türkiye’si aynı jeopolitik ortamda değil. Coğrafya aynı ama değişen fırsat ve krizler etrafta kol geziyor.
Irak’ın işgali, Suriye savaşı, PKK/PYD meselesi, DEAŞ, İran-İsrail/ Filistin-İsrail gerilimi, Doğu Akdeniz, Libya, Kafkasya, Rusya-Ukrayna savaşı ve NATO’daki dönüşüm, Türkiye’nin güvenlik anlayışını kökten değiştirdi.
Türkiye artık tehditleri yalnızca sınırlarının içinde karşılayan bir ülke değil.
Sınırın ötesindeki gelişmeler doğrudan Türkiye’nin güvenliği anlamına geliyor.
Suriye ve Irak bunun en açık örnekleri. Kafkasya, Doğu Akdeniz ve Karadeniz de aynı güvenlik denklemine dahil.
Bu nedenle AK Parti’nin 25 yılını sadece “iktidarı koruma mücadelesi” olarak açıklamak eksik kalır.
Türkiye sadece eksen değiştirmedi; hareket alanını da genişletti…
Türkiye’nin dış politikasını yalnızca “Batı’dan uzaklaşıp Doğu’ya yaklaşmak” şeklinde okumak da yeterli değil.
Türkiye, NATO üyesi olarak kalırken; Rusya ile ilişkilerini geliştirdi. ABD ve Avrupa ile sorunlar yaşarken NATO içindeki konumunu korudu. Rusya ile enerji ve savunma alanlarında işbirliği yaparken; Ukrayna’nın toprak bütünlüğünü savundu.
Azerbaycan’la yakınlaştı, Libya’da aktif rol üstlendi, Suriye ve Irak’ta sınır ötesi güvenlik politikaları uyguladı. Türk Devletleri ile kuvvetli bir ittifak oluşturdu.
Bütün bunlar sadece bir “eksen değişikliği” değil; Türkiye’nin tek bir merkeze bağımlı olmadan hareket alanını genişletme arayışı olarak da okunabilir.
Elbette bu politikaların her sonucu başarılı olmadı.
Ama başarısız sonuçlarla stratejik hedefi birbirinden ayırmak gerekir.
Asıl dönüşüm: Güvenlik Doktrini…
AK Parti döneminin en önemli dönüşümlerinden biri, Türkiye’nin güvenlik anlayışında yaşandı.
Uzun yıllar Türkiye, tehdidi büyük ölçüde sınırları içinde karşılamaya çalıştı.
Son dönemde ise anlayış değişti:
“Tehdit sınıra gelmeden, kaynağına müdahale etmek.”
Suriye ve Irak’taki operasyonlar bu anlayışın sonucudur.
Elbette bu politikanın hukuk, demokratik denetim ve ölçülülük açısından tartışılması gerekir. Ancak güvenlik açısından........
