Cevdet Yılmaz! O görevi bırakmak zorundasınız!..
Güven Akıncı, Zürih’ten yazdı;
O GÖREVİ BIRAKMAK ZORUNDASINIZ!..
‘Yersin’ diyerek Mersin’e dalmak; devasa boyuttaki fon vurgununu örter mi?
Bakın o imkânsız işte. Unutmasını istediğiniz kendi seçmeninizin dahi kahir ekseriyeti unutmaz! Kendileri istese dahi “mideden yükselen açlık uğultusu” unutmalarına izin vermez. Mağdurların yüzde 40’a yakınının memur-asker-polis olduğu konuşuluyor. Toplam 500 bin mağdurun 450 bini düşük gelir gurubundan. Ekonomideki kriz, artık her kesimi içerden yakıyor. Mevcut tabloda “vurgun”u tolere edecek bir kabul yok toplumda.
Sn. Cumhurbaşkanı bunu çok net far ketti. Önceki gün, partisinin il başkanlarına yaptığı duygusal yönü ağır basan konuşmasında; serzeniş ve kararlılık vardı. (*)
Çünkü Sn. Erdoğan, AK Parti’yi iktidara taşıyan Türkiye tablosunu, hiç unutmadı. Yolsuzluğun büyüttüğü yoksulluğun; hükümet, iktidar, kadro, dava adına her şeyi silip süpüreceğini bizzat “umut” kontenjanından deneyimledi. Yaşanan ekonomik kriz, bir gecede fakirleşen millet, batan bankalar 2000’lerin başında AK Parti’ye iktidar yolunu açan seçim argümantasyonuydu.
Tayyip Erdoğan’ı binlerce kez eleştirdim, eleştirmeye de sesimin çıktığı sürece devam edeceğim. Hakkı teslim adına, şahsi görüşüm ve okumam şöyle ki; konu ettiğimiz “fon vurgunu”nda Erdoğan, sorumlu olsa dahi, bu menfur ve organize dolandırıcılığın faili değildir. Evet sorumludur, evet bu sorumluluktan dolayı masum da değildir ancak soygundan menfaat temin etmemiş ve boyutunu çok geç fark etmiştir.
Sn. Cumhurbaşkanı’na kol mesafesi kadar sirayet etmiş, organize menfaat şebekesi işine, kazancına bakarak “selden kütük kapma” hevesine kapılmış........
