Ukrayna, Avrupa’ya TürkAkım ve Mavi Akım üzerinden şantaj yapıyor!
Erhan Kuadzba, Moskova’dan yazdı;
Ukrayna, Avrupa’ya TürkAkım ve Mavi Akım üzerinden şantaj yapıyor!
Rusya’nın Ukrayna’da sürdürdüğü özel askeri operasyonların başından bu yana Ukrayna krizinde süreç bambaşka bir yere evrildi.
O dönem Joe Biden’ın liderliğini yaptığı ABD, Avrupa ve tüm Batılı ülkeler, Kiev rejimini destekleyerek Rusya’ya karşı hem dolaylı yollardan hem de fiili yollarla birçok saldırıya başladı. Teknolojik, askeri, ekonomik ve sosyal saldırıların ardı arkası kesilmedi.
Ancak 20 Ocak 2025’te ABD Başkanı seçilen Donald Trump’ın, Ukrayna krizinin çözümüne dair yöntemi farklıydı.
Trump’ın ekibi, Ukrayna’da Rusya’ya karşı saldırıların aslında kendilerine zarar verdiğini, başlattıkları teknolojik, askeri, ekonomik ve sosyal saldırıların geri teptiğine dair raporlar çıkardı. Bu nedenle hem Ukrayna’yı hem de Rusya’yı müzakere masasına zorlayan Donald Trump ve ekibi, buradaki krizi kısa sürede çözebileceğine inanıyordu.
Ancak Trump, Ukrayna’yı değil ama Kiev rejiminin ve ordusunun oldukça güçlendirdiklerini de geç anladı. Süper güç olarak tanımlanan ABD, Vladimir Zelenskiy ile büyük kavgaya başladı. Donald Trump, kameralar önünde küçük bir çocuğu azarlar gibi Zelenskiy’i azarladı, tehditler savurdu.
Ancak gücü kendi merkezinde toplayan Zelenskiy ve Kiev rejiminin diğer organları, Trump’ı oyalama taktiğine başladılar.
Farkında mısınız, ABD’nin arabuluculuğunda süren Rusya – Ukrayna müzakerelerinde ilerleme sağlanamıyor. Bunun sorumlusu elbette Rusya değil. Rusya, şartlarını masaya koydu ve müzakere kapısını açık tuttu.
Kiev rejimi ise şımarıklığını sürdürerek Washington’u oyalamaya devam etti. Bunun en önemli sebebi, Trump’ın geleceği ve ABD seçimleri.
Çünkü, ABD’nin iç işlerine karışma cüreti gösteren, geçtiğimiz seçimlerde doğrudan Biden’ın adayını destekleyen Zelenskiy, önümüzdeki seçimlere kadar Trump’ın güç kaybedeceğini düşünüyor; Orta Doğu’daki krizin Trump’ı zayıflatacağını düşünüyor.
Trump ise gerçekten tüm enerjisini İran krizine harcayarak kontrolünü kaybetmiş durumda.
Trump’ın kararı ile ABD’nin İran’dan hızlıca çekilmesi ve kalıcı barış müzakerelerine odaklanması gerekir.
İsrail’in, Trump’a şantajlarıyla İran’a karşı başlatılan ortak saldırılar, başarı değil aksine çatışmanın büyümesine sebep oldu.
Trump’ın ekibi ise Avrupa’ya, Kiev rejimine destek vermemeleri yönünde baskı yapıyor. Buna da şantaj diyebiliriz. Çünkü Trump hem NATO hem de AB ülkeleriyle doğrudan ipleri koparma gibi tehditler savuruyor.
Bu elbette Trump’ın Rusya’yı çok sevmesiyle ilgili değil. Şuna eminim, Trump da Biden kadar Rusya’dan nefret ediyor ancak duruma pragmatist yaklaşıyor. Hürmüz boğazından petrol akışı neredeyse durmuş vaziyette.
Birleşik Arap Emirlikleri’nin, Avrupa ve Batılı ülkelere petrol ve LNG sevkiyatları sürmüyor. ABD ve İsrail’in ortak saldırılarına karşı misilleme yapan İran, batılıları besleyen birçok petrol sahasını bombalamaya devam ediyor. Aynı zamanda Biden ailesinin Kiev rejimiyle ortak suçları ve Kiev rejiminin Biden ailesiyle ortak hareket edip Trump’ı hedef alması da Donald Trump için intikam sebebi.
Böyle bir kısır döngünün içerisinde Kiev rejiminin de tek seçeneği Avrupa’ya şantaj ve tehdit.
Bilindiği gibi Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Rus istihbaratının raporlarını dünya kamuoyuna açık etti.
Kiev rejiminin, Karadeniz başta olmak üzere tüm sahada Mavi Akım ve TürkAkım doğalgaz boru hatlarını hedef alacağını söyledi.
Dediği gibi de oldu. Karadeniz’de Kiev rejimi tarafından defalarca bu boru hatlarına sabotaj girişimi oldu. Rusya, bu sabotaj girişimlerini püskürttü.
Muhtemelen bu boru hattından büyük paralar kazanan Türkiye’nin Kiev rejimini uyardığı da aşikar.
Ancak Türkiye’yi karşısına almaya çekinen Kiev rejimi bu sefer TürkAkım doğalgaz boru hattının Balkanlardaki uzantılarını hedef almaya başladı.
Rus petrol boru hatlarının Avrupa’daki uzantıları, Ukrayna tarafından hedef alınıyor. Aynı zamanda olayların soruşturulmasına dönük Avrupa’nın izni, Ukrayna’daki rejim tarafından engelleniyor. Kısacası Ukrayna, AB’ye saldırılara dönük soruşturma izni vermiyor.
Avrupa’nın Hürmüz Krizi nedeniyle büyük bir enerji kıtlığına girmeye başladığını görüyoruz.
Rus petrol alımını kademeli olarak sonlandırmayı planlayan AB için o zaman bu zaman değil. Kiev rejimi de bu durumun farkında.
Zaten ABD tarafından yalnızlaştırılan Kiev rejimi, ABD’nin baskısıyla AB’nin de kendilerini terk etmesinden korkuyor.
Evet, tam anlamıyla Kiev rejiminin tedirginliği buradan geliyor.
Rus topraklarına yaptığı tüm terör saldırıları göz ardı edilen Kiev rejimi o kadar büyük bir terör rejimi oldu ki artık AB’nin de Kiev rejimine gücü yetmiyor.
Petrol boru hatlarına yapılan tüm saldırıların mesajı aslında, “Bizi terk ederseniz hiçbir zaman Rusya ile sizi yaklaştırmayız” mesajıdır.
Aslında batılı ülkeler ektiğini biçiyor.
Ne güçlü orduları var ne de geleceği görecek kadar politik vizyonları.
Batılılar bununla yüzleşmeye başladı.
Kiev rejiminin Rusya’ya karşı tüm saldırılarının asimetriğini batılı ülkelere de uygulayacaklar.
Bunun için batılı ülkelerin yapacağı tek şey var.
Kiev rejimine siyasi, ekonomik ve askeri desteği kesmek. Kiev rejimini müzakere masasında tutmak ve yapıcı davranmasını sağlamak.
Eğer tüm bunlar yapılmazsa zaten Orta Doğu’daki kriz nedeniyle büyük bir darbe alan batılılar, gelecekte büyük bir kriz yaşayacak.
Bunun için Kiev rejim liderinin ne yapmaya çalıştığını anlamaları için düşünmeleri gerekir. Sempatiyle besledikleri bir rejim, kendilerine karşı en büyük tehdit olma yolunda ilerliyor.
Erhan Kuadzba, dikGAZETE.com
