menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Hafıza Merkez'inde şiir ve dostluk

63 0
22.03.2026

Hafıza Merkez'inde şiir ve dostlukH

Beyoğlu’nun kalabalığından kaçıp bir sığınağa girer gibi giderdik Merkez’e. İstiklal Caddesi yönünden değil, İngiliz Konsolosluğu tarafından Hazzopulo Pasajı’na girer, açıklığı geçip Mehmet Abi’nin sahafında bir araya gelirdik.

O zaman ne çay ocakları vardı ne de pasajın içine iskemleler atılmıştı, birkaç dükkândan ibaretti her şey. Tabii, pasajın İstiklal Caddesi tarafından girişi şimdiki gibi olmasa da renkli ve gümüş pırıltısıyla ışıl ışıldı.

Mehmet Abi’nin sahafı İstiklal Caddesi üzerindeki kapıdan girip gümüşçüleri geçtikten sonra sağdaki son dükkândı. Şimdi yerinde berber olan dükkânın önüne bir sergi alanı açar, orada ikinci el kitap ve el yapımı defter satardı Mehmet Abi. Bir de kedisi vardı. Güneşli havalarda tezgâhın üzerinde uyuyan kedi gelen geçenin ilgi odağı olur, fotoğraf çekenlere aldırmadan uyumaya devam ederdi.

İşin doğrusu Mehmet Abi’ye de dükkâna da aramızda ‘Merkez‘ derdik.

“Merkez’deyim” demek Mehmet Abi’nin yanında olduğu anlamına geldiği gibi aynı zamanda onun dükkânında olmak anlamına da gelirdi. 

Merkez bizim için bir buluşma yeriydi. Vecdi Çıracığolu, Raşit Gökçeli, Salih Aydemir sözleşir, Merkez’de buluşurduk. Genellikle Vecdi ile Raşit zaten Merkez’de olurdu. Biz de Salih ile Öteki-Siz’in Yeşilçam Sokak’taki bürosundan yola çıkar, arka sokaklardan Merkez’e giderdik. Tabii, gitmeden önce Yeşilçam Sokak’ın raconunu kesen Bahattin’e selam vermemek olmazdı.

Birinin çantası ya da kıymetli bir eşyası kaybolduğunda Bahattin’e söylememiz yeterdi, sorup soruşturur mümkün olan en eksiksiz haliyle getirtir ve teslim ettirirdi. Gür sesli, kalın bıyıklı, konuşkan bir adamdı Bahattin ve sokakta çay ocağı işletirdi. Mekânı Öteki-Siz ile aynı binada olduğu için de çayımızı ondan içer, muhabbet eder, bazen de birlikte demlenirdik.

Merkez’de ya da Merkez’le gündelik hayat

Düzenli bir buluşma aralığımız yoktu ama Merkez’de bir araya gelmek gibi bir alışkanlığımız vardı. Bir yerde etkinlik olacaksa gider Merkez’e bir uğrardık. Ne tarafa dağılacağımız fark etmez, zaten İstiklal Caddesi’nin ortasında olduğu için Merkez’de toplaşır, gideceğimiz yere oradan birlikte hareket ederdik. Bizi her zaman güler yüzle karşılardı Merkez, yarenlik eder, yakınlık kurardı.

Bazen yalnız gittiğim de olurdu, yolum o taraftan geçecek olsa Merkez’e bir selam vermek için pasaja girdiğimde onu bazen esnaf arkadaşlarıyla tavla oynarken görürdüm. Oturup bir çayını içer, iki lafın belini kırıp yola devam ederdim.

Dükkânın içi küçücüktü. Merkez’in bir çalışma masası vardı ve arkasındaki sandalyesinde otururdu. Hemen karşısında Raşit Gökçeli olurdu genellikle; Raşit’in yanında Salih Aydemir, karşısında Merkez’in sağında da Vecdi........

© Diken