menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Everdi’yi Okudum

10 2
09.02.2026

Muriel Spark, der ki: “çağdaş yazarların ellerinde iki silah kaldı; mizah ve ironi”. Buna bir de Bakhtin’in “eğlencelilik” öğlesini katalım, üstüne de “kendisiyle dalga geçme” cesaretini (bunu da ben söylemiş olayım) koyalım ortaya Mustafa Everdi çıkar. Everdi, uzun zamandır zevkle okuduğum, birikimine hayran kaldığım, okumalarından yaptığı çıkarımlarını bir saki maharetiyle servis etme yeteneğini takdir ettiğim bir yazar. Her kitap yazan için yazar, her şiir yazan için de şair sıfatını kullanmak düpedüz edebi savurganlıktır. Biri bana yazar dediği zaman haya ediyorum. Bence Everdi bu sıfatı fazlasıyla hak eden bir yazar. Yazının başlığını onun “İnsan Okudum” başlıklı kitabından ödünç aldım. O, başkalarını, bense bu yazıyla Onu okumaya çalışacağım. Bu arada Mehmet Cemal Çiftçigüzeli’nin sosyal medyadaki paylaşımı benim burada yazacaklarımın uzun bir fragmanı, hatta daha fazlası gibi.

Bir yazarı sevmek ayrı şeydir, onun edebi kişiliğini, derinliğini, üslubunu, kompozisyon gücünü anlamak ve takdir etmek ayrı. Bir yazarı salt yakınlığından ya da dostluğundan dolayı övmek, sevilmediği için de gömmek edebi ahlaka aykırıdır. Allah razı olsun, kalemine, yüreğine sağlık gibi ifadeler edebi eserin estetik yönü konusunda bize bir şey söylemez. Bu tür değerlendirmeler daha çok, bizden biri hakkında gönlümüzden geçenleri onaylamaktan ibarettir. Oysa yazar, her fırsatta, bana vurmak serbesttir gibi bir yetki belgesi dağıtır okuyucuya. Bu yazının odağında Kekeme Edebiyat olacaktır çünkü “kekemelik” edebiyatımızın en önemli engellerinden biridir.

Sohbetlerimizde en çok konuştuğumuz konulardan biri, bizim neden sınır ötesine geçen eserlerimizin olmadığı konusudur. Öyle ya, Saramago’nun, hiç de yabancısı olmadığımız bir konuyu ele alan Körlük romanı neden Türkiye’de 450 bin satar da, bizimkilerin eserleri bunun kırkta biri kadar bile okuyucu bulamaz. Biz neyi yazamıyoruz, niye yazamıyoruz? Bunda edebiyat gettoları oluşturup, okuyucu yerine taraftar yığmanın bir etkisi var mıdır, bilmiyorum. Edebiyat bazen konuşmaz; susar. Ama suskunluğu da temiz değildir. İçinde söylenememiş cümleler, yarım bırakılmış düşünceler, yutulmuş kelimeler vardır. Mustafa Everdi Kekeme Edebiyat’ta tam da bu suskunluğun içindeki........

© dibace.net