menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

HAYA İMANDANDIR...

7 6
28.01.2026

Utanmak, insanın hem fıtrî hem de imanî bir emniyet kemeridir. Bir toplumda haya ve edep zayıflamaya başladığında; önce sözler kirlenir, ardından bakışlar bulanır, davranışlar çiğleşir, ilişkiler yozlaşır ve nihayet ruh çöker. Bugünün insanı tam da böyle bir eşikte durmaktadır. Utanmayı unutan, sınırları silikleşen, mahremi sıradanlaşan, ayıbı normalleşen bir insanlık tablosu var karşımızda. Oysa utanmak; bir eksiklik değil, insanı insan yapan en temel zenginliktir.

Toplumsal hayatta olan biteni anlamak için sosyolojik okumalar yaptığımızda şunu açıkça görmekteyiz; modern dünyanın “utanmazlık” olarak tezahür eden bu krizi, aslında hızın, hazzın ve sosyal medyanın dayattığı bir kimlik kaybının ürünüdür. İnsan artık yaptığı yanlışla yüzleşmiyor, bilakis onu teşhir etmeyi cesaret sanıyor. Kalabalıklarda alkış almak, doğruluğun ölçüsü hâline geliyor. Bir davranışın dinen, ahlâken veya insanî açıdan doğru olup olmadığı önemini yitiriyor; “trend olması”, “beğeni alması” yeterli sayılıyor. Böylece ölçü bozuluyor, utanma duygusu yıpranıyor ve toplum, çürümeyi fark edemeyecek hâle geliyor.

Sosyolojik açıdan en büyük kırılma; mahremiyetin değer olmaktan çıkmasıdır. Eskiden aile içinde saklı kalan, kişinin izzetine dokunan, insanın iç dünyasında taşıdığı sırlar vardı. Şimdi ise mahremiyet, kamusal alanda dolaşıma sokulan bir meta hâline geldi. Herkes kendi hayatından bir şeyler pazarlıyor; kimisi bedenini, kimisi evinin en özel detayını, kimisi kederini, kimisi sevincini… Bu kadar ifşanın olduğu bir yerde de elbette haya kalmıyor. Utanma duygusu kendine bir sığınak bulamayınca toplumun zırhı delinmiş olur.........

© Denge