GÜNAHINI GİZLEYENİN “SALİH” SANILMASI..
İnsan; garip bir varlıktır. Kendisini olduğundan farklı gösterebilir, yıllarca rol yapabilir, içindeki karanlığı yüzündeki tebessümle örtebilir. Hatta bazen öyle bir hâle gelir ki; insanlar onu “salih insan”, “güzel ahlâklı”, “iman ehli”, “takva sahibi” diye överken, o kendi içinde hangi günahları taşıdığını, hangi yanlışların içinde yaşadığını herkesten daha iyi bilir. Çünkü insanın gerçek yüzü; kalabalıkların önünde değil, yalnız kaldığında ortaya çıkar. Kapılar kapandığında, ışıklar söndüğünde, alkışlar bittiğinde insanın iç dünyasında ne taşıdığı; onun hakikatidir.
Toplumlar çoğu zaman görüntüye aldanır. İnsanlar, dışarıdan gördüğü kadarıyla hüküm verir. Birinin güzel konuşması, dini ifadeler kullanması, ibadet görüntüsü vermesi, vakarlı görünmesi; onu otomatik olarak “iyi insan” kategorisine koyar. Oysa dış görünüş; hakikatin tamamını anlatmaz. İnsanların seni iyi bilmesi; gerçekten iyi olduğunun delili değildir. Çünkü insanlar senin secdeni görür ama kibirlerini bilemez. Yardımlarını görür ama haramlarını bilmez. Tebessümünü görür ama kalbindeki kini fark edemez. Dilindeki zikri duyar ama zihnindeki kirli düşünceleri okuyamaz. İşte bu yüzden insanın en büyük imtihanlarından biri; insanların gözündeki imajıyla, Allah katındaki hakikati arasındaki farktır.
İnsanların “salih” görmesi; Allah’ın da öyle gördüğü anlamına gelmez. Çünkü Allah; görüntüye değil niyete bakar. İnsanların alkışladığı bir çok davranış vardır ki içinde riya taşır. İnsanların........
