BEŞERÎ MÜNASEBETLERDE USUL VE ÜSLUP...
İnsan, sosyal bir varlıktır; tek başına yaşayamaz. Ailede, akrabalıkta, komşulukta, dostlukta, ticarette, iş hayatında ve toplumun her alanında başka insanlarla münasebet kurmak zorundadır. Ancak insanlarla ilişki kurmak kadar, bu ilişkinin usulünü ve üslubunu bilmek de önemlidir. Usul; nasıl davranılacağını, üslup ise; bunu hangi dil ve tavırla yapılacağını gösterir. Doğru bir iş yanlış usulle yapılırsa, doğru bir söz yanlış üslupla söylenirse istenen ve beklenen sonucu meydana getirmez.
Bazen insan söylediğinde haklı, söyleyiş biçiminde haksız olabilir. İslâm, sadece insanın Allah ile münasebetini değil, insanın insanla münasebetini de düzenler. İbadetin bir âdâbı olduğu gibi konuşmanın, dinlemenin, ziyaretin, komşuluğun, ticaretin, dostluğun, hatta tartışmanın bile bir âdâbı vardır. Kur’ân-ı Kerîm, “Kullarıma söyle, sözün en güzelini söylesinler.” (İsrâ,53) buyurur. Doğruyu söylemek yetmez, doğruyu güzel söylemek de gerekir.
Beşerî münasebetlerde en önemli ölçülerden biri, muhatabı tanımak ve ortamın durumuna göre konuşmaktır. Çocukla konuşmanın dili başka, yaşlıyla konuşmanın başka, dostla konuşmanın üslubu başka, resmî bir makamla konuşmanın başkadır. Eşle, evlatla, çalışanla, yöneticiyle, yabancı bir insanla aynı üslupla konuşulmaz.
Herkese insan olduğu için saygı gösterilir; fakat herkesle aynı derecede samimi olunmaz. Saygı herkese, samimiyet hak edene ve gerektiği kadar olmalıdır. Samimiyet ile laubaliliği de birbirine karıştırmamak........
