AK PARTİ'NİN BAŞARI SIRRI
Türkiye siyaseti için sıradan bir tarih değildi.
Ekonomik krizlerin, siyasi istikrarsızlıkların ve koalisyon hükümetlerinin yıprattığı bir Türkiye tablosunun ortasında yeni bir siyasi hareket ortaya çıktı.
Adalet ve Kalkınma Partisi.
Aradan tam 25 yıl geçti.
Bugün AK Parti, Türk siyasi tarihinin en uzun süre iktidarda kalan siyasi hareketlerinden biri olmanın ötesinde, Türkiye'nin son çeyrek asrına damgasını vurmuş bir siyasi gerçeklik olarak karşımızda duruyor.
2002 seçimlerinde yüzde 34,3 oyla 363 milletvekili çıkararak tek başına iktidara gelen parti, 2007'de oyunu yüzde 46,6'ya, 2011'de ise yaklaşık yüzde 50'ye taşıdı.
Bunu sadece Recep Tayyip Erdoğan'ın liderliğiyle açıklamak eksik olur.
Sadece ekonomik başarılarla açıklamak da yetmez.
Sadece muhafazakâr seçmenin desteğiyle açıklamak ise AK Parti'nin ulaştığı toplumsal genişliği anlamaya yetmez.
Asıl cevap, bütün bu unsurların aynı siyasi zeminde buluşmasında yatıyor.
AK Parti'nin doğduğu Türkiye'yi bugünün Türkiye'siyle karşılaştırmadan bu hikâyeyi anlamak mümkün değil.
2001 ekonomik krizi, yüksek enflasyon, bankacılık sistemiyle ilgili sorunlar, siyasi istikrarsızlık ve toplumda geleceğe ilişkin ciddi bir güvensizlik vardı.
AK Parti tam da böyle bir dönemde ortaya çıktı.
Siyasette en büyük avantajlardan biri, toplumun değişim talebini doğru zamanda okuyabilmektir.
İlk yıllarında kendisini yalnızca belirli bir ideolojik grubun partisi olarak konumlandırmak yerine merkez siyasete doğru yürüdü.
Akademik çalışmalar da AK Parti'nin ilk dönem başarısında ekonomik istikrar, büyüme, Avrupa Birliği perspektifi ve farklı toplumsal kesimleri bir araya getiren daha geniş bir siyasi çizginin etkili olduğunu ortaya koyuyor.
Yani AK Parti'nin ilk başarısı, toplumun "değişsin ama belirsizliğe sürüklenmesin" talebini okuyabilmesiydi.
Bununla birlikte AK Parti hikâyesinin merkezinde bir isim var.
Recep Tayyip Erdoğan.
İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı döneminden itibaren oluşan siyasi liderlik profili, 2001 sonrasında ülke çapında bir karşılık buldu.
Erdoğan'ın siyasi iletişimindeki en önemli özelliklerden biri, kendisini bürokratik ve elit bir siyasetçi görüntüsünden uzak tutarak doğrudan seçmenle ilişki kurmasıydı.
Bu ilişki yalnızca seçim dönemlerinde kurulmadı.
Teşkilat yapısı, mahalle örgütlenmeleri, kadın ve gençlik kolları, belediyeler ve sürekli saha çalışması AK Parti'nin toplumla bağını canlı tuttu.
Oxford Academic'te yayımlanan bir çalışmada da AK Parti'nin ilk dönem başarısının önemli unsurlarından biri olarak güçlü yerel örgütlenme ile modern siyasi pazarlama yöntemlerini bir araya getiren hibrit yapısına dikkat çekiliyor.
Başka bir ifadeyle AK Parti'nin sandık başarısı yalnızca seçim günü kazanılmadı.
Sandık kurulmadan aylar, hatta yıllar önce başlayan bir teşkilat çalışmasının sonucu oldu.
AK Parti'nin en güçlü taraflarından biri de vatandaşın günlük hayatına dokunan hizmetleri siyasetin merkezine yerleştirmesiydi.
Yollar, hastaneler, üniversiteler, toplu ulaşım, konut projeleri, sosyal yardımlar, altyapı yatırımları ve sağlık hizmetlerindeki dönüşüm.
Bunların tamamı elbette yalnızca AK Parti döneminde ortaya........
