Yapay Zekâ Veri Merkezleri ve Savaş: Aynı Enerji Rejiminin İki Yüzü mü?
İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör
Çavuşesku’nun Termometresi
Cumhuriyet’in Edebiyatı
OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum
D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi
Yapay Zekâ Veri Merkezleri ve Savaş: Aynı Enerji Rejiminin İki Yüzü mü?
Yıllardır işgal hattındaki Suriye, Gazze ve Lübnan’dan bombaların patladığı, İran’a doğru genişleyen müdahale ve şiddet dalgasını; küresel silah ve fosil yakıt şirketlerinin kârlılığındaki artışı dikkate almadan, salt jeopolitik gerilimle açıklamak büyük resmi gözden kaçırmak olur.
Zira yaşamsal kayıplara yol açması bakımından kazananı olmadığı savunulan savaşların “kazananları” kârını maksimize eden enerji şirketleri ile militarist politikalardan beslenen savaş ittifaklarıdır. Bu açıdan enerji altyapıları; devletler, şirketler ve küresel güç ilişkileri arasında belirli bir politik düzen üretir.
Sermaye-yoğun teknoloji olarak hayatın merkezine hızla yerleşen yapay zekâ ise çok sayıda üretilen verinin dolaşıma girmesiyle mevcut düzende yeni bir muğlaklık alanı yaratıyor. Bu durumda yapay zekânın en önemli işlevlerinden biri, dünya kamuoyunun tepkisini yönetmek ve savaş algısını biçimlendirmek olabilir mi?
Savaş Ekonomisinin Kazananları
Savaşın fosil yakıt şirketleri ile silah şirketlerinin lehine sonuçlar doğurduğu bazı enstitülerin raporlarında da yer alıyor. Bu konudaki çalışmalarıyla bilinen Stockholm Uluslararası Barış Araştırmaları Enstitüsü’nün (SIPRI) 2023 yılı raporu, savaşların silah şirketlerine kâr maksimizasyonu sağladığını ortaya koymakta.
Öyle ki ABD menşeli Lockheed Martin, Boeing, General Dynamics ve RTX Corporation; Japonya menşeli Mitsubishi ve İngiltere menşeli BAE Systems gibi büyük uluslararası modern savunma şirketlerinin ABD Savunma Bakanlığı’na yönelik lobi faaliyetleri, 11 Eylül Vakası’ndan itibaren yoğunlaşarak kurumsallaşmış bulunuyor. Bu durum Soğuk Savaş döneminde ABD Başkanı Eisenhower’ın “askeri-endüstriyel kompleks” olarak tanımladığı savaş ekonomisi iddiasının yersiz olmadığını, hatta Afganistan ve Irak’taki dış ve savunma politikalarının temelini oluşturduğunu doğruluyor.
2024 yılında da Standard and Poor’s (S&P) 500 yatırım endeksinde de savaştan en büyük kazancı elde edenler arasında fosil yakıt şirketleri ile silah şirketleri öne çıkıyor. Bu bağlamda 2026’da ABD Savunma Bakanlığı Bütçe Yasası’na göre yeni deniz araçları, yeni nesil uçaklar, uzay yetenekleri ve Başkanın “Altın Kubbe” füze savunma programına yönelik ödeneklerin 2027, 2028 ve 2030 mali yıllarına kadar uzatılmış olması, “bereketli” savaşın hiç de kısa sürmeyeceğinin en önemli emaresi gibi görünüyor.
Enerji Krizi mi Fırsatı mı?
ABD ve İsrail tarafından başlatılan saldırıya karşı İran’ın ortaya koyduğu refleks ise kamuoyu nezdinde savunmadaki İran’ın gücünü dünyaya göstermesi gibi yorumlanıyor. Fakat Hürmüz Boğazı’nın kapatılmasıyla petrol arzının kesintiye uğramış olması, küresel enerji piyasalarını darboğaza sokmakla birlikte aslında enerji piyasasını yeniden şekillendiriyor.
Nitekim 1973 Petrol Krizi’nin enerji piyasasına etkisi, bugünkü Hürmüz Boğazı darboğazı ile paralellikler taşıyor.........
