İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – III
İZLE Çavuşesku’nun Termometresi 2’li Görüş İki Savaş Bir Yazar Cumhuriyet’in Edebiyatı Varsayılan Ekonomi Yakın Tarih Tümünü Gör
Çavuşesku’nun Termometresi
Cumhuriyet’in Edebiyatı
OKU Yazılar Röportajlar Çeviriler D84 INTELLIGENCE Asterisk2050 Yazarlar Kitap Yorum
D84 FYI Hariçten Gazel ABD Gündemi Avrupa Gündemi
İran-Körfez İlişkilerinin Kısa Bir Tarihi – III
Bir önceki yazıda iddia ettiğimiz gibi, Abbasi devletinin çözülmesinden sonra Körfez’in iki kıyısı farklı tarihsel güzergahlara girmiş ve ortak bir siyasi çatı altında birleşmemişti. Dönemin en kritik gelişmesi ise dini-mezhepseldi. Doğu Arabistan’ın el-Hasa bölgesi ve Bahreyn’deki Karmati-İsmaili Şii nüfus zamanla On İki İmamcı Şiiliği benimsemişti. O dönem itibariyle Orta Doğu’da on iki İmamcı Şiiliğin başlıca merkezleri Lübnan ve Irak’tı. 1500 yılına gelindiğinde el-Hasa ve Bahreyn de bu mezhebin önemli merkezleri arasına katılmış oldu.
Siyasi tablo, İran’da Safevi İmparatorluğu’nun kurulmasıyla değişti. Safeviler, Erdebil merkezli bir sufi tarikatı olarak doğdu. Tarikat, zamanla özellikle Doğu Anadolu’daki Türkmen kabilelerinin desteğini alarak, askeri bir güce dönüştü. 1501’de Tebriz’i ele geçiren Safaviler, Şah İsmail’in liderliği altında Safevi devletini kurdu ve İran’ın büyük bölümünü tek bir siyasi çatı altında topladı.
Safevi tarikatı Sünni bir tarikat olarak doğmuştu. Ancak zamanla bu değişti. Özellikle tarikatın Anadolu, Azerbaycan ve çevresindeki Türkmenlerle kurduğu bağlar güçlendikçe daha belirgin bir Şii karakter kazandı. Ancak bu Şiilik, kelami ve fıkhi bakımdan sistemli bir Şiilik değildi. Şah İsmail’in Hatayi mahlasıyla yazdığı şiirlerden anlaşıldığı kadarıyla, Ehl-i Beyt sevgisi, imamet fikri, tarikat şeyhinin olağanüstü manevi otoritesi ve yer yer mehdici unsurların iç içe geçtiği heterodoks ve esoterik bir Şiilikti.
Safevi tarikatının heterodoks Şii karakterine rağmen Şah İsmail, Tebriz’i ele geçirdikten kısa süre sonra On İki İmam Şiiliğini Safevi devletinin resmi mezhebi haline getirdi. Bu tarihi kararın gerekçesini Şah İsmail’in kendi ağzından açık biçimde bilmiyoruz. Sebebi her ne ise, İsmail bu kararından sonra Lübnan’daki Cebel Amil, Irak ve Bahreyn gibi Şii ilim merkezlerinden alimleri İran’a davet etti ve onlara yeni imparatorluk yapısı içinde önemli roller verdi.
Takip eden iki yüz yıl boyunca Şii ulema Safevi İmparatorluğu’nun dini alanının........
