Yapay Zekadan Sonra Zekanın Bir Kıymeti Kalacak mı? Geleceğe Dair Bazı Spekülasyonlar
Boğaziçi Üniversitesi’nde her yıl sonu, mezun olmaya hazırlanan öğrencilerime söylediğim bir şey var: “Hepiniz oldukça zekisiniz, ama bence buna fazla güvenmeyin. Zeka, bugün dünyada bol bulunan bir şey. Asıl kıt olan girişimci cesaret. Kıymetli olan da o.” Bunu yıllardır, özellikle son teknolojik gelişmeleri düşünerek değil, daha çok hayata dair genel bir gözlem olarak paylaşıyordum. Meğer farkında olmadan, yükselmekte olan bir tsunaminin kıyısında, insanlara “ıslanmamak için şemsiye alın” demekle meşgulmüşüm. Çünkü yapay zeka (YZ) yaygınlaştıkça, “zeka” dediğimiz şeyin piyasa fiyatı kökten değişmeye başlıyor.
Matbaanın İcadı, Kitabî Zeka ve Yapay Zeka
15. yüzyılda matbaa benzer bir deprem yaratmıştı. Ama matbaanın etkisi çok yönlüydü. Çünkü matbaa, bilgiyi üretmenin de tüketmenin de yeni yollarını yaygınlaştırdığı için, yazılı bilginin hem arzını hem talebini patlattı. Sonraki yüzyıllarda okuryazarlık ve eğitim bir yandan yaygınlaşırken, bunlar bir yandan kıymetlendi. Kılıcın ve toprağın sahiplerinin yanına, kalemin sahibi olan entelektüeller, avukatlar, mühendisler katılarak toplumsal hiyerarşide önemli konumlara geldiler. Yüksek eğitim, uzun süre sahibine güzel bir gelir primi kazandırmaya devam etti.
Bugünse durum değişti. Üniversite diploması, yeni nesil için bir istisna değil, neredeyse zorunlu bir katılım bileti haline geldi. Diploma enflasyonu yaşıyoruz, ve her enflasyonda olduğu gibi, bollaşan şeyin kıymeti düşüyor. Bunun üstüne gelen YZ, işi kökünden halledebilir. Zekanın fiyatı hayli düşebilir. Burada bahsettiğim zeka, okulda ölçülen, metin, sembol ve dil manipülasyonuna dayalı “kitabî zeka”. Muhasebe, basit hukuki araştırma, orta düzey analiz, standart içerik üretimi… Bunlar, YZ’nin göz açıp kapayıncaya kadar, ucuz maliyetle ve hatasız yapabildiği işler haline geliyor. Dolayısıyla, bu tür bir zekaya sahip olmanın ekonomik değeri hızla düşüyor. Buna karşılık, fiziksel dünyayla ustalıkla dans edebilme yeteneği görece kıymetlenebilir. Burada özellikle fiziksel hizmet sektörlerinden bahsediyoruz. Tesisatçı, temizlikçi, hasta bakıcı, berber vb. Çünkü bu işler; kolayca otomasyona uğrayan imalat sanayinin aksine lokasyona özgü, ölçeklenmesi zor ve içinde bir parça insani temas barındırıyor.
Nitekim bu etkiyi şimdiden görmeye başladık. Türkiye’de yüksek eğitimli birçok beyaz yakalının geliri ile nitelikli bir tesisatçının hatta temizlikçinin gelirinin yakınsaması boşuna değil. Daha önce © Daktilo1984
