Dünyayı ‘aşk’laştırmak!
Kimi insanlar aramızdan ayrıldığında yalnızca bir insanı yitirmezsiniz. Bir sesi, bir vicdanı, bir sığınağı, bir dönemin hafızasını da yitirirsiniz. Ahmet Telli öyle bir insandı.
Kendine özgü kişiliğiyle, gösterişten uzak duruşuyla, alçakgönüllülüğüyle, sözcüklere yüklediği derin sorumluluk duygusuyla yalnızca şiir yazmadı; yaşadığı çağın tanıklığını yaptı. Şiirlerinde aşk ile hüznü, direniş ile özgürlüğü, kırgınlık ile umudu buluşturdu. Onun dizelerinde sevda, dünyadan vazgeçmek değil; dünyayı değiştirme cesaretiydi. Hüzün ise teslimiyet değil, insan kalabilmenin bedeliydi.
Türkiye’nin en zor dönemlerinde, baskının ve umutsuzluğun en koyu günlerinde bile şiirini öfkeye teslim etmedi. Acıyı estetize etmeden anlattı, umudu ise sloganlaştırmadan büyüttü. Belki de bu yüzden, kuşaklar boyunca gençler onun dizelerinde hem kendilerini hem de yarınlarını buldu.
Ahmet Telli’nin şiiriyle kişiliği arasında mesafe yoktu. Şiirindeki incelik neyse hayatındaki zarafet de Ahmet Telli’nin şiiriyle kişiliği arasında mesafe yoktu. Şiirindeki incelik neyse hayatındaki zarafet de
Bugün geriye yalnızca kitapları kalmıyor. Onun dizelerini ezbere bilen insanlar, şiirlerinden güç alan gençler, onunla aynı masayı paylaşmış dostları ve özgürlüğe inanan herkes, Ahmet Telli’nin gerçek mirasını taşıyacak.
ROMANTİK VE İSYANKÂR........
