Cumhuriyet gazetesi
Cumhuriyet gazetesine yazan (yazabilen) bir yazar olmasaydım şu anda kesinlikle Mazhar Osman’da olurdum. Mazhar Osman Usman, Türkiye’de modern psikiyatrinin öncüsü, Bakırköy Ruh ve Sinir Hastalıkları Hastanesi’nin kurucusu ve Yeşilay’ın ilk genel başkanıydı. 1920’de, işgal yıllarının zorlu koşullarında kurulan Yeşilay’ı, tam 25 yıl boyunca bizzat yönetti.
Yani köprü altında, hâneberdûş ölmesem tımarhanede olurdum!
Bana basın dünyasının, özellikle de Cumhuriyet gazetesinin genç yazar ve çalışanları “emmi” (amca) derler ki benim için son derece önemli ve çok değerli bir unvandır.
Çok yılllar önce Ülker ablanızla birlikte Pera Palas Oteli’nın tuvaletinden çıkmış merdivenle aşağı salona inmekteydik. Birkaç basamak aşağıdan tanımadığım biri “İşte en sevdiğim adam!” diye bağırdı.
Adam, “Arkana bakma ben sana sesleniyorum. Ben İlhan Selçuk” dedi.
Ardından “Bir gün bana mutlaka uğramalısın!” dedi.
Adamcağız, Özdemir İnce denen hırtoya “Bir gün uğra!” denmeyeceğini nereden bilsin. Bana “Şu gün, şu saatte Cumhuriyet gazetesine gel” demeliydi. Ama ben henüz “Babıâli jargonu”ndan habersiz bir adamdım. Ve herhangi bir gün Cumhuriyet gazetesine gidip İlhan Selçuk’a uğramadım. Ama o bazı yemek ve toplantılarda beni hep sağ yanına oturttu ama hiçbir zaman “Gel bizim gazetede yaz” demedi. O sırada ben Hürriyet gazetesinde ve Yeni Düşün gibi edebiyat dergilerinde Türkiye’nin alışık olmadığı yazılar yazıyordum.........
