menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Ben Mersin’e gittiğim zaman

55 0
tuesday

Dönersem Mersin’e kışın giderim/ yanımda kitaplar sevdiğim ozanlardan.

Dönersem Mersin’e yazın giderim/ buğday tanesi yere düştüğü zaman/

yanımda “istersen burada kal” diyen biri/ arkamda kumru ve havuz sesleri

Ben Mersin’e gittiğim zaman/ kış sen de gel benimle/ bir yol aç bana geniş ve uzun/ kara selvilerden portakal çiçeklerinden.

Ben Mersin’e gittiğim zaman/ sen de gel benimle/ denizin pencerelerini göster/ balıkların adını yazdır bana.

Ben Mersin’e gittiğim zaman/ bir portakal fidanım olacak/ üzerinden kuşlar uçacak her sabah/ bazan bulutlar geçecek dağlara/ bir de bir badem ağacım olacak.

Ben Mersin’e gittiğim zaman/ yüreğimden geçecek saman yolu.

Kayatepe İlkokulu’ndan sınıf arkadaşım Avni Taner’in küçük kardeşi M. Nihat Taner, “İşgalden Kurtuluş’a ve Cumhuriyet Mersin’i” adlı kitabını gönderdi. Bu yazı o kitapla ilgili olacak ama önce Mersin belasıyla yüzleşmeliyim. Kurtulmak için 1956 yılında bir bohçayla kaçtığım Mersin, benim en zayıf yanımdır. Bohçayla, çünkü ne bir bavulum ne bir valizim ne de bir çantam vardı.

Not defterime baktım. Dayak yemiş sokak köpeği gibi kaçmamdan 44 yıl 6 ay 11 gün sonra, 9 Haziran 2002 günü, söylemesi ayıp, muzaffer bir komutan gibi dönmüşüm.

Bugünkü beni Mersin, Fransızca, Paris ve Ülker yarattı. Bu, bir başka yazının, yazıların konusu. Şimdi M. Nihat Taner’in kitabına dönelim: Bu kitabı okuryazar olan, evinde çok küçük de olsa bir kitaplığı olan herkes satın almalı ve ilk sayfasının üzerine de o günün tarihi yazılmalı.

Bir öfkeli takınağımı bir kez yazmama vesile olduğu için M. Nihat Taner’e teşekkür ederim. Benim Eksik Parça Yayınevi........

© Cumhuriyet