menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Kış güneşi Türkan Saylan- Gülseren Delibaş

173 0
18.05.2026

Yaşam, bazen dondurucu bir ayazın tam ortasında açan o zayıf ama inatçı kardelene benzer. Bazı ruhlar ise o ayazı ısıtan, buz tutmuş kalpleri eriten birer kış güneşidir. Benim "okyanus yürekli" hocam Prof. Dr. Türkan Saylan, tam da böyle bir güneşti; ısıttığı yalnızca bedenler değil, bir ülkenin geleceği ve umuduydu. Bir eğitimci ve yazar olarak onunla geçen 15 yılımı, okyanustan bir damla misali kâğıda dökerken, aslında yalnızca bir insanı değil, bir dönemin vicdanını anlatıyoruz. 

Türkan Saylan’ı yalnızca bir tıp profesörü olarak tanımlamak, onun ruhundaki o zarafet tılsımını eksik bırakmak olur. O, cüzzam (lepra) hastalarının toplumdan, sevgiden ve hatta kendilerinden bile vazgeçtiği bir dönemde; o hastaların elini tutan, onlarla aynı sofraya oturan devrimci bir şefkatti. Lepra, onun için bir mikrop değil, bir yoksulluk ve ihmal meselesiydi. Anadolu’nun en ücra, yolu izi olmayan köylerine ulaştığında, heybesinde yalnızca ilaç değil, insan onuru taşıyordu.

‘SORUN ÜRETMEYİN ÇÖZÜM ÜRETİN' 

Hekimliği; teşhis ve tedaviyle sınırlı kalmayan, insanın ruhundaki o "halkalanmış acıları" silmeye odaklanan bir sanat gibi icra etti. Türkan Hoca’nın kurduğu Lepra Hastanesi, yalnızca şifa dağıtan bir kurum değil; toplumun "görünmeyen yüzlerinin" sesi, "duyulmayan çığlıklarının" yankısı oldu. Bugün tıp dünyasında aldığı Gandi Ödülü ve sayısız takdir, aslında onun her........

© Cumhuriyet