Paskalya ateşkesi
Aklımda kalan ilk imaj, ABD Başkanı Trump’ın Beyaz Saray bahçesinde “first lady” ile Paskalya sabahı verdiği o fotoğraf.
Yanında kendisiyle hemen aynı boyda, “Alice Harikalar Diyarı”ndan ışınlanmış gibi duran koca kulaklı dev bir paskalya tavşanı.
“Yeniden doğuşun” sembolü olarak Paskalya ile özdeşleştirilen tavşanın yamacında Trump, savaş hakkında atıp tutuyor.
Vietnam’dan bu yana “24 saatte en çok askeri uçak ve hava aracının yitirildiği gün” olarak tarihe geçen, “yaralı pilot kurtarma operasyonunu” bir Hollywood senaryosu gibi anlatıyor.
Ardından İran’ın ne kadar “zorlu bir düşman arazisi” olduğundan yakınıyor.
“Venezuela gibi, çat kapı girip çıkacaktık; bunlar hesapta yokken bize zorluk çıkardılar!” demeye getiriyor.
Başkan ve tavşanın yanıbaşında, buzlar kraliçesi Melania da “savaşa katılan ABD askerlerine” yoğun İslav aksanıyla ennn... yurtsever selamlarını yolluyor.
Trump’ın 2. döneminde bundan böyle Beyaz Saray’da yaşamayan, Beyaz Saray koridorlarında izine rastlanmayan Melania’yı... Sonra o da ne? Haftayı bitirirken Beyaz Saray salonlarında özel bir basın toplantısında gördük.
TRUMP ŞOK... ŞOK... ŞOK...
Dam üstünde saksağan...
Kırk gündür dünyaya soluk aldırmayan savaş kâbusunun ardından herkes bir umut aralığı olarak beliren Trump’ın “ateşkes” söylemlerine odaklanmışken first lady basın mensuplarına “Benim Jeffrey Epstein sapığıyla hiçbir ilişkim olmadı” anonsunu yapıyor ve acil şu komutu veriyor:
“Konuyla ilgili yalan iddialar derhal durmalı!”
Haliyle herkes bir anda “Bayram değil,........
