ABD’nin istediği Japon neo-militarizmi
İkinci Dünya Savaşı sonrası ABD-Japonya ilişkilerini üç bölüme ayırabiliriz:
1. aşama: ABD’nin teslim olmak üzereyken nükleer bomba kullanarak Japonya’ya diz çöktürmesi ve işgal etmesiyle başlayan bu süreçte, Washington Tokyo’ya bir “barış anayasası” kabul ettirdi. 1947 tarihli bu anayasanın 9. maddesi, Japonya’nın demilitarizasyonu (silahsızlanması, askersizleşmesi) amaçlıdır: “Japonya savaşı devlet politikası olarak reddeder; uluslararası anlaşmazlıklarda güç kullanımını yasaklar; kara, deniz ve hava kuvvetleri bulundurulamayacağını söyler.”
2. aşama: Ancak 1949 Çin Devrimi, 1950 Kore Savaşı ve SSCB ile Soğuk Savaş nedeniyle ABD Japonya’da semi-militarizasyona (yarı askerileşmeye) izin verdi: 1950’de Ulusal Polis Yedek Gücü ve 1954’te Öz Savunma Kuvvetleri oluşturuldu.
ABE-KİŞİDA UYGULAMALARI
3. aşama: Çin’in güçlendiği ve çok kutuplu bir dünya inşasının başladığı süreçte ise ABD bu kez Japonya’nın militarizasyonunun önünü açtı.
Japonya Başbakanı Şinzo Abe döneminde, 2014’te, bazı Japon hukukçuların ifadesiyle, “anayasa değiştirilmeden anayasanın değiştirilmesiyle” neomilitarizasyon (yeni-askerileşme) sürecine girildi: Anayasanın 9. maddesi değiştirilmeden ama farklı yorumlanarak ve sonra yeni yasalarla, Japonya’nın “savunmadan saldırıya” dönüşümü........
