Dünyada küçük bir nokta
Geçtiğimiz yüzyıl başında dünya iki büyük paylaşım savaşından kan, acı ve gözyaşıyla çıktı. Ardından da egemenler soğuk rüzgârlar arasında kalsa dahi bölgesel çatışmalar dışında yaygın bir savaş düşüncesine kendini kaptırmaktan kaçındı. Zaten çoktan sömürge düzeni başkalaşmış, toprak yerine üretimi ekonomik olarak kontrol altında tutmak yeni bir modele dönüşmüştü. 90’lardan itibaren tek merkezi ABD olan dünyada, Dünya Bankası’ndan IMF ve BM’ye, hatta farklı uluslardan piyasa ağına bağlı finans kurumlarına kadar birbiriyle organik ilişki içindeki yapılar küresel etki alanı oluşturarak yeni bir düzene muazzam bir kapital uzlaşı ile geçtiler. Zaten böyle bir sistemde ise kendi devlet alanına toprak katmak değil, toprağı kendine bağımlı hale getirmek temel koşul oluverdi. Yani güçlü ülkenin eski tip imparatorluklarda olduğu gibi bir ülkeyi kendi topraklarına katmasına gerek yoktu. Yeni kuracağı düzende o bölgede ekonomik denetimini sağlaması yeterli olacaktı. Bunun için de yeni oyunlar kurgulandı. Kapitalin çığırından çıkan canavarlığına rağmen bir süreliğine de olsa toplumsal histeriyi baskı altında tutmasının güçlü formülleri vardı: daimi barış konferansları, ülkeler arasında ticaret anlaşmaları, ülkeler arası ekonomik birlikler vs. Bunlar da yeni bir kapital sistemin anahtarını veriyordu bize.
Ancak bu tek odaklı görünmeyen yeni sömürü sisteminin insanı alaşağı edeceği belliydi. Nitekim şu anda dünyanın genel olarak yaşadığı toplumsal deliliğin sadece kitlelerin mantıklı düşünme yetisini kaybetmesiyle ya da aşırı grup dinamiklerine sığınmasıyla açıklanamayacağı kesin. Ardında baskı altına alınmış bir dünyada yaygınlaşmasını kısmi olarak tamamlamış yeni modelin de tıkanması yatıyor belli ki. Doğal olarak belirsizliğin hüküm sürdüğü bir ortamda sürekli korku, kaygı, otoriter lider, sosyal medya algoritmalarıyla desteklenen toplumsal delirium geçer akçe haline geliyor. Böylece rasyonel olmayan eylemlerle........
