“ETNİK BİRLİK YASASI”
Dünyanın en kalabalık ikinci ülkesi Çin’in yaklaşık 1,5 milyarlık nüfusu 62 yıl sonra 2022’de ilk kez azaldı. Ülkede resmen tanınmış 55 etnisite var. Ancak Çin Ulusal Halk Kongresi, merkeziyetçi yapıyı güçlendirmek üzere “Etnik Birlik ve İlerleme Yasa”sını kabul etti. Azınlık dillerinin görünürlüğünün azaltılması kararı verilirken, anaokullarından itibaren okullarda Mandarin resmi bir önceliğe sahip olacak. Bu aslında Çinlileştirme projesinin devamı niteliğinde. Yasada belirtilen “tekil Çinli kimliği” Uygurları, Moğolları, Tibetlileri asimile etmeyi kolaylaştıracak.
ÇİN’DE “DİL” VURGUSU FARKI
Türkiye’de Türkçe’nin eğitim dili olmasıyla Çin’deki yeni düzenlemenin temelleri arasında tarihi ve yapısal büyük bir fark var. Bunlardan ilki imparatorluktan, ulus devlete; saltanattan cumhuriyete geçerken resmi alanda kullanılan dilin zaten Türkçe olmasıdır. Her ne kadar Osmanlıca; Arapça, Farsça ve Türkçe’nin karışımından oluşturulmuş bir dil olsa da idarede, toplumda ve kültürel yapıda Türkçe asli dildi. Öyle ki; 1876 tarihli Kanuni Esasi’de “Tebaai Osmaniye’nin hidematı devlette istihdam olunmak için devletin lisanı resmisi olan Türkçeyi bilmeleri şarttır”, hükmü vardı. Milletvekili olmak için de Türkçe bilmek ön şartlardan biriydi.
Mustafa Kemal Atatürk’ün hakim dilin düşünme evrenine ve kimliğe etkisini vurgulamasıyla Cumhuriyetin ilanından sonra da Türkçe’nin önemi derinlik kazanmıştır. Türkiye Cumhuriyeti kurulduğunda, “dil” konusu hem teorik hem pratik alanlarda modernleşmenin bilinçli bir kurgusu kapsamında ele alındı.
Oysa Çin’de “tek dil” hiçbir zaman bugün olduğu gibi gündeme alınmadı. Çünkü Çin’in tarihi yapısı buna kanıtlı, geçerli, haklı bir olanak tanıyamazdı.
Çin aynı coğrafyayı paylaştığı farklı ulus ve yönetimlerini gerek savaş meydanlarında gerek ise nüfuz alanlarında çarpışarak kendi bünyesinde tutmaya çalıştı. Ne var ki; Han çoğunluğu olsa bile örneğin Moğollar (Yuan), Mançular (Qing), Tibetliler bütün bir........
