Bir cumhuriyet destanı: Köy Enstitüleri
Cumhuriyet’in karanlığa karşı yaktığı en güçlü eğitim meşalelerinden biri; yaklaşık 90 yıl önce bugünlerde yanmaya başladı Anadolu’nun yoksul köylerinde.
O kandil yalnızca bir okulun ışığı değildi.
Bir köy çocuğunun kaderini değiştiren, toprağı bilgiyle buluşturan, emeği akılla birleştiren büyük bir aydınlanma hareketiydi.
Yalnızca öğretmen yetiştiren bir model değil; kendi eksiğini kendi gideren, kendi üretimini kendi yapan, kendi geleceğini kendi elleriyle kuran bir Cumhuriyet destanıydı Köy Enstitüleri.
Anadolu’nun sessizliğine yakılmış bir ışıktı.
O ışık yalnızca sınıfları değil, zihinleri aydınlattı.
Yalnızca öğretmen yetiştirmedi; üretmeyi bilen, düşünen, sorgulayan, ülkesine ait hisseden nesiller yetiştirdi.
Bir yanda edebiyat, tarih, matematik; diğer yanda tarla ziraati, bahçecilik, fidancılık, meyvecilik, bağcılık, sebzecilik, marangozluk, demircilik, yapıcılık, dikiş-biçki, dokumacılık…
Çocuklar sadece ders öğrenmiyordu.
Kendi sırasını yapan, kendi okulunun duvarını ören, kendi atölyesinde üretim yapan, kendi bahçesini eken, kendi meyvesini yetiştiren, hastalanan ağacı iyileştirmeyi öğrenen öğrenciler yetişiyordu.
Bazı enstitülerde balıkçılık yapılıyor, balık üretimi........
