Quo vadis Suriye?
Öncelikle belirtmekte yarar var ki Suriye’nin toprak bütünlüğünün korunması, ulusal güvenliğimizle doğrudan ilintili. Güney komşumuz öksürmeye başlarsa Türkiye’nin ateşi yükselir!
Bu bağlamda ABD’nin Ankara Büyükelçisi ve Suriye Özel Temsilcisi Tom Barrack’ın, merkezi yönetim modeli yerine adını vermeden federe yapıyı işaret etmesi sıcak günlerin göstergesi. Barrack’ın, “Bu bir federasyon değil, herkesin radikallerin tehdidi olmadan onurunu, kültürünü ve dilini korumasına olanak tanıyan, ona yakın bir sistem” cümlesi sözcük oyunu gibi; ABD’li yetkili bölünmüş Suriye’yi tanımlıyor. Çünkü etnik yapılar siyasi, ekonomik ve güvenlik konularında yetkili kılınırlarsa olay Ahmet Şara’nın da etkisizleşmesi anlamına gelir. Gruplar (Arap, Arap-Alevi, Kürt ve Dürzi) kendi ordusunu kurduğunda da Suriye patlamaya hazır el bombasına döner. Ne yazık ki bu gidişat Netanyahu’nun ilk günden uygulamaya koyduğu bölünmüş, dağınık, güçsüz Suriye politikası!
Konuya bizim taraftan bakarsak dağılmış Suriye ve sınırımızdaki olası Kürt federe devleti Türkiye’nin istemeyeceği bir gelişme. Esat’ı devirmek için onca çaba harcayan Ankara, eğer bu federe yapı kabul görürse masadaki gücünü yitirir. Acaba Hakan Fidan ve Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın YPG’ye yönelik son çıkışlarının bu federe rüyasıyla bağlantısı var mı? Ya da Türkiye, Suriye sahasındaki satrançta feda mı diyecek yoksa çatal oyununa mı geçecek?
Bu arada ne yaptığı pek bilinmeyen TBMM’deki terörsüz Türkiye komisyonu, Suriye’deki gelişmeleri izliyor mu? Dışişleri Bakanı Fidan’dan........
© Cumhuriyet
