menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

İçimizdeki Romen ve Kosovalılar’a Rağmen Dünya ‘Kupası’ndayız

30 0
03.04.2026

Denizli, “Dışımızdaki İrlandalıları yendik ama asıl önemlisi içimizdeki İrlandalılar’ı da yendik” diyerek, maçlar boyunca kendisini eleştiren futbol yazarlarına sahada yanıt vermişti. Türkiye gruptan Almanya’nın ardından ikinci olarak çıkmış ve çeyrek finale kadar yükselmişti.

Bu ifade sadece sahadaki rakibi değil, içerideki güvensizliği, eleştiriyi aşan yıkıcı dili, hatta zaman zaman nifak boyutuna ulaşan yaklaşımları tarif ediyordu.

Şu anda bile sorun hala aynı: İçeriden gelen yıkıcı sesler…

Mustafa Denizli’nin “İçimizdeki İrlandalılar” yorumu literatüre geçerken, spor içi hesaplaşmalarda da sık sık kullanıldı.

Milli Takımımız, 2026 Dünya Kupası için grubunda çok kritik maçlar oynadı ve play-off’a kaldı. Kader maçları Romanya ve Kosova’ydı. Kısacası, bu takımları yenerse Amerika’daki finallere gidecekti.

Akdeniz ülkelerinde hemen herkes teknik direktörlüğe soyunur; tıpkı bizde olduğu gibi 86 milyon, ay yıldızlı takımımızın hocasıdır.

Maçtan önce kadro yapılır, taktik yazılır. Maçtan sonra hesap kesilir. Futbolcu yerden yere vurulur, teknik direktör acımasızca eleştirilir.

Maç öncesi ve sonrası ekranlara çıkarak, sosyal medyada yazarak taktik verirler, oyuncuları, İtalyan teknik direktörümüz Vincenzo Montella’yı topa tutarlar. İdareciler de “Neden bizim oyuncumuzu

oynatmıyor?” diye hayıflanırlar. Üstelik çoğu, milli takımımızın eski oyuncusudur.

İstanbul’da oynadığımız çok kritik Romanya maçı öncesi sahaya sürülen kadroyu beğenmeyen ve Montella’yı eleştirenler, 1-0’lık galibiyet sonrası dozu daha da artırarak Kerem’i acımasızca eleştirirken, Samet’in bu maçta ne işi olduğunu sorguladılar. Keza, Kosova ile deplasmanda oynanan son hayati karşılaşma öncesi yine teknik direktör kesildiler. Onlara göre Kerem oynatılmamalıydı. Oysa onun golüyle Dünya Kupası’na gidiyoruz.

Sevgili Erman Toroğlu, iki maçın öncesinde ve sonrasında “Sezar’ın hakkını Sezar’a” veren yorumlar yaptı.

Tüm bu eleştiriler yapılırken kimse şunu düşünmez: Bir teknik direktör, sahadaki 11 oyuncudan önce bir insan yönetir. Duygu yönetir. Baskı yönetir.

Futbolcusunu motive etmeye çalışırken, kendi içinde fırtınalar kopar. Dışarıdan gelen bu yoğun ve sert eleştiriler, ister istemez onun da moralini aşağı çeker. En tecrübeli teknik adam bile bir noktada kendi kendine sorar: “Acaba yanlış mı yapıyorum?”

İşte asıl tehlike de burada başlar.

Çünkü teknik direktör sahada en çok güven duygusuyla kazanır. Kendi kararına güvenmezse, takıma da o güveni veremez.

Vincenzo Montella’nın yaşadığı süreç tam olarak buydu. Eleştiriler arttı, sesler yükseldi, kadro tartışmaları bitmedi.

Ama o ne yaptı? Duymadı. Daha doğrusu, duysa da etkilenmedi.

Bildiklerinden vazgeçmedi. Kendi doğrularına sadık kaldı.

Ve sonuç ortada: O çok eleştirilen tercihler, o çok tartışılan isimler, bizi Dünya Kupası’na taşıdı.

Demek ki bazen sorun dışarıdaki rakipte değil… Gerçek mücadele içeride başlıyor.

Ve o mücadeleyi kazanmadan, sahada kazanmak mümkün olmuyor

Kısacası, içimizdeki Romenler ve Kosovalılar iş başındaydı. Çok şükür, İtalyan hoca Vincenzo Montella bu eleştirilerden hiç etkilenmedi ve bildiğini okuyarak bizi mutlu sona ulaştırdı.

Montella demişken; İtalya son maçında Bosna-Hersek’e penaltılarla yenildi ve yine Dünya Kupası finallerine gidemedi. Bu durum ülkede büyük bir krize yol açarken, Milli Takımımızın hocası olası bir teknik direktör değişikliğinde akla gelen ilk isim oldu.

Aman Montella… Burada başarılısın, seviliyorsun, mutlusun. Sakın aklına bile getirme!


© CNN Türk