5K Üzerinden Eko-Politik Bakış
İlk sırayı, hiç şüphesiz kutladığımız 8 Mart Dünya Kadınla Günü çerçevesinde “Kadın” değerimize bırakmak gerekiyor. Hayatı doğuran Kadınlar; “eşitler arasında birinci” olmayı, senenin her günü hak ediyor. Türkiye nüfusunun yarısını (I,98) oluşturan kadınların; erkek nüfusuna oranla 5,2 yıl daha uzun yaşamalarına karşın, doğuşta sağlıklı yaşam süresinde 2,6 yıl geride kaldıkları görülüyor.
Ortalama eğitim süresinin 9,5 yıl olduğu ülkemizde, kadınların geriye düştüğü (8,8 yıl) ve yükseköğretim mezunu olanların (#,6) işgücüne katılım oranı bakımından h,7 düzeyini aşamadığı izleniyor. Türkiye’de çalışma çağında 33,7 milyon kadın bulunmasına karşın, sadece 11,7 milyonunun işgücüne katıldığı ifade ediliyor. İlaveten, kadınların istihdam oranın (2,5); erkeklerin (f,9) yarısından daha az olduğu; yoksulluk ve dışlanma riski altındakilerin 0,1 oranı ile her üç kadından birisi düzeyinde seyrettiği belirtiliyor. Bazı kestirimlere göre, her on kadından üçünün kayıt dışı çalıştığı ve sadece birisinin sendika üyesi olduğu tespit ediliyor.
Gene, her on kadından yedisinin; çocukları üç yaşına gelene kadar işgücünden ayrıldığı ve tüm kadın nüfusun neredeyse yarısının (B,9) “bakım ve ev içi sorumluluklar” sebebiyle çalışmadan uzak kaldıklarını beyan ettikleri görülüyor. Profesyonel kariyer penceresinden bakıldığında; üst ve orta düzey yönetici pozisyonundaki kadın oranının !,5 oranına ulaştığı, her beş milletvekilinden birisi ve her üç Profesör ünvanlı akademisyenden birisinin kadın olduğu ortaya konuluyor. İşaret edilen bu genel nitelikli rakamlar dahi “en değerlimiz” kadınların uğradıkları........
