+7000 yıllık Karkamış'ın 100 yıl sonra birleşen parçaları+
Bu aslanın hemen arkasındaki koridorda ise Uzun Duvar Ortostatlarını (genellikle bir duvarın alt bölümüne yerleştirilen, yükseklikleri derinliklerinden çok daha fazla olan kare biçimli taş bloklar olarak tanımlanıyor) geçerek üzerinde Güneş Tanrısı ve Ay Tanrısı (isimleri hiyerogliflerle de yazılmış) olan bir aslanın üzerinde durduğu M.Ö. 10. yy.'a ait büyük bir ortostata ulaşıyorsunuz.
Sergide konservasyon çalışmaları tamamlandıktan sonra ilk kez ziyaretçiler ile buluşan toplamda 9 ortostat var. Savaş sahneleri ile kral tasvirleriyle bezeli bu ortostatlardan 7'si 1911 - 1914 yılları arasında bölgede yürütülen eski İngiliz (British Museum) kazılarında bulunan parçalardan oluşuyor. Bu eserlerin eksik bölümleri ise 2011 yılından itibaren gerçekleştirilen Türk - İtalyan ortak kazıları sırasında gün yüzüne çıkarılmış. Yani kazıların başladığı ilk tarihten 100 yıl kadar sonra konservasyon ve restorasyon çalışmaları tamamlanan 9 ortostat tüm parçalarını ilk kez bu sergide birleştirmiş durumda.
***
Bologna Üniversitesi, Karkamış Höyük Türk - İtalyan Arkeolojik Kazı Başkanı Prof. Dr. Nicole Marchetti izlediğim bir belgeselde (Karkamış kazılarına ilişkin bu belgesellere youtube üzerinden ulaşabilirsiniz.) Karkamış Antik Kenti'nin hem Türkiye'nin hem de Orta Doğu'nun en önemli kazı merkezlerinden biri olduğunu çünkü dönemin ilk imparatoru olan Büyük Şuppiluliuma'dan sonra M.Ö. 14. yy. ortalarında hüküm süren Büyük Hitit Kralı'nın döneminde imparatorluğun en önemli kentlerinden biri haline geldiğini söylüyor. O dönemde başkent Çorum bölgesindeki Hattuşa'dan sonra burası imparatorluğun ana merkeziymiş. Aynı zamanda Fırat Nehri'nin kolayca geçebildiği sayılı geçitlerden birine de sahip olduğu için son derece önemliymiş.
Ortostatların dışında sergide yer alan vitrinlerde bulunan, Hitit kültürünün egemen olduğu M.Ö. 1300 - 700 yılları arasına tarihlenen 57 eser zaten size o dönemin toplumuna dair hem sanatsal hem de siyasal açıdan oldukça önemli bilgiler taşıyor. (Bu arada geçici sergi için vitrinlerde yer alan 57 eserin İngiliz kazılarına ait parçaları İstanbul ve Ankara'daki müzelerden, Türk - İtalyan ortak kazılarına ait parçaları ise Gaziantep'teki müzeden getirilerek sergiye eklenmiş.)
Örneğin Marchetti basın toplantısı sonrası bize sergi alanının tam ortalarında yer alan M.Ö. 10. yy.'a tarihlenen Fırtına Tanrısı Figürini ile mühürlerin olduğu bölümde, Gaziantep Müzesi'nden getirilen, yönetim kademesini üstlenmiş 2 kadının mühür baskılı mühürlemelerini göstererek hikayelerinden bahsetti. Bu iki kadın hakkında mühürlerin üzerinde "bu iyi/güzel mühür varlıklı kadın Matiya'nın ve varlıklı kadın Piyama-Al(l)anzu(wa)'nındır." şeklinde bir cümle yer alıyormuş. Sergi kataloğunda ise bu bilgi şöyle açıklamış: "Mührün iki kadına ait olması, Hitit toplumunda İmparatorluk Dönemi'nde kadınların üstlenebildiği........
