Türkiye’ye Örnek Bir Vali: Dr.İdris Akbıyık
Muğla’da Bir Vali: Her Yerde Ama Göz Önünde Değil, Sessiz Ama Etkili
Muğla gibi bir coğrafyada valilik yapmak, Ankara’dan bakıldığında bir görev, sahaya inildiğinde ise neredeyse bir “sürekli kriz yönetimi” meselesidir.
Çünkü burada turizm vardır, ama sadece turizm yoktur…
Tarım vardır, ama sadece üretim değildir mesele…
Orman vardır, ama aynı zamanda her yaz bir yangın ihtimali de vardır…
Yani Muğla, masa başında yönetilecek bir şehir değildir.
Ve açık konuşmak gerekirse; birçok yerde masa başında yönetilmeye çalışılan şehirlerin nasıl savrulduğunu da bu ülke fazlasıyla görmüştür.
İşte tam bu noktada Muğla Valisi Dr. İdris Akbıyık’ın profili, klasik “makam valiliği” anlayışından ayrılarak, biraz eski usul devlet adamlığını, biraz da modern yönetim reflekslerini aynı potada eritmeye çalışan bir çizgiye oturuyor.
Valiyi Takip Etmek Zor, Çünkü Yerinde Durmuyor
Şunu rahatlıkla söyleyebilirim:
Bugün Muğla Valisi’ni sosyal medyadan takip etmeye kalktığınızda bir süre sonra vazgeçebilirsiniz.
Çünkü yetişmek mümkün değil.
Bir bakıyorsunuz Bodrum’da…
Aradan birkaç saat geçiyor, Fethiye’de…
Sonra Milas, sonra Yatağan, sonra Datça…
Sanki 13 ilçeye tek bir vali değil, 13 ayrı vali atanmış da hepsi aynı anda görev yapıyormuş gibi bir tempo…
Ama işin ironik tarafı şu:
Türkiye’de genelde vatandaş devlete ulaşamaz,
Muğla’da ise vatandaş valiyi yakalamakta zorlanabilir.
Makamda Oturan Değil, Makamı Taşıyan Bir Profil
Türkiye’de bürokrasi dediğiniz şey çoğu zaman bir mesafe sanatıdır.
Kapılar, koridorlar, sekreterler, randevular…
Yani devletle vatandaş arasına konulan görünmez ama oldukça kalın bir çizgi…
Fakat Muğla’da gördüğüm tablo biraz daha farklıydı.
Mart ayı başında, meslektaşım Çiçek Yaman Bozoğlu ile birlikte yaptığımız ziyarette şunu hissettim:
Orada bir makam vardı ama o makamın klasik ağırlığı yoktu.
Daha çok dinleyen, not alan, hatta zaman zaman karşısındakini konuşturmaya çalışan bir profil…
Bu durum Türkiye şartlarında küçük bir detay gibi görünebilir ama aslında oldukça büyük bir farktır.
Çünkü bu ülkede konuşan çoktur,
ama dinleyen devlet adamı sayısı her zaman sınırlı olmuştur.
“Bilgi Dolu Kaleler”: Bir Cümleden Fazlası
“Kütüphaneler Haftası” paylaşımında geçen şu ifade:
“Bilgi dolu kalelerdir…”
İlk bakışta romantik bir cümle gibi durabilir.
Ama biraz durup düşününce şunu fark ediyorsunuz:
Bu cümle, bir bakış açısının özetidir.
Bugün Türkiye’nin birçok yerinde hâlâ kalkınma denildiğinde akla ilk gelen şey beton, ihale ve fiziki büyüme olurken…
Muğla’da “bilgi”nin bir devlet dili haline gelmesi, açıkçası üzerinde durulması gereken bir detaydır.
Çünkü her şehir yol yapabilir, bina dikebilir…
Ama her şehir zihinsel yatırım yapamaz.
Ve çoğu zaman yapılmayan da zaten budur.
Gençlik Çalıştayı: Alışılmış Bir Tören mi, Yoksa Gerçek Bir Arayış mı?
Türkiye’de “gençlik” kelimesi sık kullanılır.
Ama genellikle şöyle olur:
Gençlik adına kararlar alınır…
Ama gençlere çok da söz verilmez.
Muğla’daki Gençlik Çalıştayı’nda verilen mesaj ise en azından teoride farklı bir kapı aralıyor:
Toplumsal değerler, dijital çağ, girişimcilik, kişisel gelişim…
Gençliğin sadece dinlenen değil, sürece dahil edilen bir unsur olarak görülmesi.
Şimdi burada insanın aklına şu soru geliyor:
Bu yaklaşım Türkiye geneline yayılabilseydi, acaba bugün bambaşka bir tablo mu konuşuyor olurduk?
Söylem Değil, Sahaya Yansıyan Bir Çizgi
Türkiye’de en çok karşılaşılan durumlardan biri şudur:
Çok güçlü cümleler kurulur…
Çok iddialı açıklamalar yapılır…
Ama sahaya indiğinizde ortada pek bir şey bulamazsınız.
Muğla’da ise en azından şu an için bunun tersine bir tablo gözlemleniyor.
Bunlar sadece bir basın bülteni malzemesi olarak kalmıyor.
Sahada karşılık buluyor.
Bu da ister istemez şu soruyu akla getiriyor:
Acaba mesele gerçekten yapmak mı, yoksa yapmak ister gibi görünmek mi?
Devlet Adamlığı Bazen Sessizdir
Bugün Türkiye’de yüksek sesle konuşmak neredeyse bir yönetim biçimi haline geldi.
Kim daha yüksek sesle konuşursa, kim daha sert ifade kullanırsa daha görünür oluyor.
Ama devlet yönetimi her zaman böyle işlemez.
Bazı alanlar vardır ki:
Bunlar sessiz ilerler ama kalıcı iz bırakır.
Vali Akbıyık’ın yaklaşımı da tam bu çizgide:
ama gündeme dokunarak ilerleyen bir yönetim tarzı…
Koltuk Meselesi: Asıl Hikâye Burada Başlar
Türkiye’de koltukların da bir kaderi vardır.
Bazı koltuklar vardır, içine oturanı olduğundan büyük gösterir…
Bazı koltuklar vardır, içine oturanı zamanla küçültür…
Ve çok nadir de olsa öyle koltuklar vardır ki, içindeki insan o koltuğa bir anlam kazandırır.
Muğla’da son dönemde gördüğüm tablo, ister istemez insanı üçüncü ihtimale yaklaştırıyor.
Muğla Ve 13 İlçesini Şanslı Buluyorum
Şehirler sadece asfaltla büyümez.
Sadece yatırımla da büyümez.
Şehirler, o şehirde yaşayan insanların zihniyle büyür.
Ve o zihinler de ancak bilgiyle, eğitimle, gençliğe verilen değerle şekillenir.
Muğla’da bugün dikkat çeken şey tam olarak budur:
Sessiz ama ısrarlı bir şekilde,
gösterişten uzak ama etkili bir biçimde,
geleceğe yatırım yapılması…
Bu da her zaman rastlanan bir durum değildir.
