Özkan Saçkan ile Günün Kitapları 11 Şubat 2026
Kitapçıların raflarında yer alan 6 kitabı sizler için yorumladım
Su Uyur Düşman Uyumaz: Yazar kitabı için şöyle diyor: Tam bir asker kitabı. İçerisinde yaşanmış ve kurgulanmış harika öyküler var.
Ateşi Yanımda Götüreceğim: Yazar, aile bağlarının kırılganlığını, kimliklerin birbirine değip dağıldığı o anları, benzersiz bir zarafet ve keskinlikle işliyor.
Rus Devrimi: “Devrimlerin esasen Rusya’nın Birinci Dünya Savaşı’na katılmasının doğrudan bir sonucu olduğunu yeni yaklaşımlarla gösteriyor. Rus Devrimi büyük tartışma uyandıracak bir kitap.”
Melekler Şehri Ya Da Dr. Freud’un Paltosu: Almanya’ya, Almanlığa uzaktan bakarken kendi içinde de muhbirlik ithamıyla yüzleşmek için bir tür kişilik arkeolojisine soyunduğu hassas bir roman.
Hay: Yazar, insanın yaşadığı çağla, şehirle ve kendi geçmişiyle kurduğu karmaşık ilişkiye eğiliyor.
Umudun Ta Kendisi: Modern terapi bireye “Kendin için savaş, güç sende, kendine yönel, kendini gerçekleştir, iyileşebilirsin!” mesajını verir.
İşte o kitaplar;
Su uyur, düşman uyumaz! Sen de uyuma!
ADNAN Özer’den SU UYUR DÜŞMAN UYUMAZ.
Yazar kitabı için şöyle diyor: Tam bir asker kitabı. İçerisinde yaşanmış ve kurgulanmış harika öyküler var. Kurtuluş Savaşından günümüze.
“Ne demişti Mehmet Akif Ersoy?
‘Bastığın yerleri toprak diyerek geçme, tanı.
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır atanı,
Verme, dünyaları alsan da bu cennet vatanı’
Şehitler bu yüzden ölümsüzdür.
Peki, biliyor musun şehitler ne zaman ölür?
Unutulduklarında…
Unutmamalı, unutturmamalıyız.
Su uyur, düşman uyumaz!
Sen de uyuma!” 112 SAYFA. (İZYAKO)
Aile bağlarının kırılganlığını, kimliklerin birbirine değip dağıldığı o anları, zarafetle işliyor
LEİLA Slimani’den ATEŞİ YANIMDA GÖTÜRECEĞİM- Başkalarının Ülkesi 3. Bir ailenin üç kuşak boyunca süren göç, aidiyet, arayış ve yıkımla iç içe geçmiş hikâyesi; Fas’ın yakın tarihine sinmiş isyanlarla, tutkularla ve zorunlu dönüşümlerle birlikte akıyor. Kitap, Mathilde ile Emin’in Fransız sömürgesinden bağımsızlığa geçişte yarım kalmış umutlarını; Ayşe’nin hekim olarak yaşamla ölüm arasındaki ince çizgide verdiği mücadeleyi; Mehdi’nin hırs, kırgınlık ve inanç arasında sıkışmış bir adam olarak modern bir ülkenin hayaletiyle yüzleşmesini; Selim’in ise kıtalar boyunca sürüp giden firarını, kaçışlarının ardındaki büyük boşluğu ve aradığı o tek sahici ışığı anlatıyor. Yazar, aile bağlarının kırılganlığını, kimliklerin birbirine değip dağıldığı o anları, ülke denen büyük evin kapılarının değişimle nasıl yerinden........
