Peki Doğa Konuşabilseydi Bize Ne Söylerdi?
Bir çevre mühendisi olarak beni en çok düşündüren şeylerden biri, doğanın aslında sürekli kendi kendine konuşuyor olması. Fakat birçoğumuzun onu dinlemeyi çoktan bırakmış ya da dinlemeyi asgari seviyeye çekmiş olmasıdır. Doğa sel olduğunda, kuraklık arttığında, toprak verimsizleştiğinde ya da bir nehrin rengi değiştiğinde bize bir şey anlatmaya çalışır sürekli. Ancak biz çoğu zaman bu işaretleri bir uyarı değil, geçici bir sorun gibi görürüz.
Bugün çevre sorunlarını çoğu zaman büyük bir felaket üzerinden konuşuyoruz. Örneğin; iklim krizi, ormansızlaşma, deniz kirliliği vb. Oysa doğanın en büyük yaralarından bazıları aslında gündelik alışkanlıklarımızdan, alınan çevresel politik kararlardan doğar.
Örneğin mutfaklarda sıkça yapılan hatalı bir davranış vardır; kullanılmış kızartma yağlarını lavaboya dökmek. Bu çoğu kişi için küçük ve önemsiz bir hareket gibi görünür. Ancak çevre açısından sonuçları rahatsız edici derecede önemlidir.........
