Bir mektup ve iç cephe
Mustafa Kemal Paşa, Büyük Taarruz öncesi Mart 1922’de Meclis’te bir konuşma yapar. Ve der ki: “Şimdi efendiler, düşmana taarruz için verilmiş olan kesin kararımızı uygulamaya başlamadan önce, hazırlamak ve tamamlamak zorunda bulunduğumuz savaş araçlarının ne olduğunu bilginize sunayım... Birincisi, en önemlisi ve asıl olanı doğrudan doğruya milletin kendisidir. İkinci araç, milleti temsil eden Meclis. Üçüncü araç, ordumuzdur... Kolay anlaşılması için şöyle diyeyim: İç ve görünürdeki cephe... Asıl olan iç cephedir. Bu cephe bütün memleketin, bütün milletin meydana getirdiği bir cephedir. Görünürdeki cephe, doğrudan doğruya ordunun düşman karşısındaki silahlı cephesidir. Bu cephe sarsılabilir, değişebilir, yenilebilir. Fakat bu durum, hiçbir zaman bir memleketi, bir milleti yok edemez. Önemli olan, memleketi temelinden yıkan, milleti tutsak ettiren, iç cephenin çöküşüdür. Bu gerçeği bizden çok daha iyi bilen düşmanlar, bu cephemizi yıkmak için yüzyıllarca çalışmışlar ve çalışmaktadırlar. Bugüne kadar başarılı da olmuşlardır...” ★★★ Evet... Başkomutan Mustafa Kemal Paşa, “İç Cephe”yi böyle anlatır. Milli birliği ve toplumsal düzeni, cephedeki başarıdan daha önemli görür. *** Mesela... Osmanlı Devleti’nde, liyakatin yerini adam kayırmacılığın alması ve hukukun kişilere göre uygulanması toplumda derin bir güvensizlik yarattı. Bu durum, toplumun devlete olan bağlılığını zayıflattı ve iç cephe sarsıldı. Sonuç, 620 yıllık koca Osmanlı Devleti tarih sahnesinden silindi. ★★★ Fransız Devrimi’nden önce, Fransa’da halk adalete güvenini tamamen kaybetmişti. Mahkemeler ayrıcalıklı sınıfların lehine çalışıyor, sıradan insanlar için adalet ulaşılmaz hâle........
