Gazeteciliğin dünü ve bugünü!
10 Ocak 1961 tarihi, Türkiye’de gazetecilerin haklarını korumaya yönelik hazırlanan 212 sayılı yasanın yürürlüğe girdiği gündür. Ancak bu tarih, yalnızca bir kutlama değil; aynı zamanda bir yüzleşme günüdür.
Bu bağlamda, 60 küsür yıl önceki gazetecilik ile bugünü yan yana koyduğumuzda karşımıza çıkan tablo, nostaljik bir siyah-beyaz fotoğraftan ibaret değildir. Aksine, mesleğin ruhuna dair sert sorular barındıran analitik bir aynadır.
1960’lı yıllar Türkiye’de gazeteciliğin hem kurumsal hem de ahlaki olarak omurga kazandığı bir dönemdi. 212 sayılı yasa, gazeteciyi ilk kez “çalışan” olarak tanımlamış; sosyal güvence, sendikal haklar ve mesleki onur kavramlarını aynı çatı altında toplamıştı. Gazeteci, patronun uzantısı değil; kamuoyunun temsilcisiydi. Ki 212 sayılı yasa çıktığında “çalışan gazetecilere verilen haklara itiraz eden” 8 gazetenin patronu, 3 gün süreyle gazetelerini kapatmış (Akşam, Cumhuriyet, Dünya, Milliyet, Tercüman, Yeni Sabah, Hürriyet ve Yeni İstanbul) ama çalışanlar “Basın” adlı gazeteyi çıkartarak ülke gerçeklerini yazmaya devam etmişti.
O dönem gazetelerine baktığınızda, haber ile yorum arasındaki farkın titizlikle korunduğunu görürdünüz.........
