Türk Tabipleri Birliği Seçim Sürecinde
Hiç kuşku yok ki her geçen gün giderek artan sorunlarına rağmen Türk Tabipleri Birliği (TTB) bu ülke insanının sağlık hakkı, demokratik kazanımları ve barış içerisinde yaşama umudu yönünden hayati bir öneme haizdir. Ancak bu gerçeklik, TTB’nin bir bütün olarak seçime gittiği şu günlerde var olan ve derinleşen sorunlarını göz ardı etmeye neden olmamalıdır.
Bilindiği üzere demokrasi, tekil ve sabit bir yönetim biçiminden ziyade, tarihsel ve toplumsal bağlama göre farklı biçimler alan bir siyasal düzenler kümesidir. Zaten bu nedenle TTB, gerek içerisinde bulunduğu toplumundemokratik değişiminden, gerekse kendi bünyesinde şekillenen habitustan etkilenmekte ve aynı zamanda buraları etkilemektedir. Bu bağlamda son yıllarda öne çıkan liberal, illiberal ve radikal demokrasi kavramlarını, ülke özelinde olduğu kadar, örgütsel zeminde ve bu bağlamda Türk Tabipleri Birliği ölçeğinde de ele almak kaçınılmaz bir gerekliliktir.
Türkiye gibi siyasal dönüşümlerin hızlı ve yoğun yaşandığı ülkelerde söz konusu kavramlar, yalnızca teorik planda değil, aynı zamanda pratik karşılıklar açısından da dikkate değerdir. Çünkü tarihsel süreçte siyasi iktidarların meslek örgütlerine yönelik olumlu/olumsuz tutumları ve bu örgütlerin kamusal alandaki rolleri, söz konusu demokrasi biçimlerinin somutlaştığı önemli alanlardan birisi olagelmiştir. Bu bağlamda TTB, hem bir meslek örgütü hem de kamusal bir aktör olarak bu tartışmaların merkezinde yer almıştır.
Liberal Demokrasi: Kurumsallaşmış Özgürlükler ve Çoğulculuk
Liberal demokrasi, bireysel hak ve özgürlüklerin anayasal güvence altına alındığı, kuvvetler ayrılığının işlediği ve sivil toplumun aktif olduğu bir yönetim biçimidir. Bu modelde demokrasi yalnızca seçimlere indirgenmez; ifade özgürlüğü, örgütlenme hakkı, hukukun üstünlüğü ve çoğulculuk gibi unsurlar sistemin temelini oluşturur.
Meslek örgütleri liberal demokrasilerde yalnızca mesleki düzenleme yapan yapılar değil, aynı zamanda kamusal tartışmaya katkı sunan özerk aktörlerdir. Örneğin hekim örgütleri sağlık politikalarına eleştirel katkı sunabilir, kamu yararı perspektifinden devlet uygulamalarını sorgulayabilir ve gerektiğinde muhalif pozisyon alabilir. Bu durum bir krizya da ihanet değil, aksine sağlıklı işleyişinin göstergesidir.
Türkiye’de liberal demokratik normların göreli olarak geçerli olduğu kimi zamanlarda TTB gibi örgütlerin daha görünür, etkili ve özerk olduğu bir gerçekliktir. Ancak uzun bir süredir TTB gibi kamu otoritesinin uygulamalarına eleştirel yaklaşan örgütler, kapatılma da dahil olmak üzere çeşitli mekanizmalarla susturulmak istenmektedir.
İlliberal Demokrasi: Seçim Var ama Özgürlük Sınırlı
İlliberal demokrasi kavramı, seçimlerin yapıldığı ancak temel hak ve özgürlüklerin sistematik biçimde sınırlandığı rejimleri tanımlamak için son yıllarda sıklıkla kullanılan bir kavramdır.Bu sistemde çoğunlukçu bir anlayış hâkimdir ve siyasi iktidar, seçimle elde ettiği meşruiyeti çoğulculuğu bastırmak için kullanmaktadır.
İlliberal demokrasilerde meslek örgütleri genellikle siyasi ve ideolojik olmakla suçlanır ve meşruiyetleri sorgulanır. (Parti)Devlet, bu örgütleri çeşitli yollarla etkisizleştirmekle yetinmez, aksine kendi uzantısı haline getirmeye çalışır. Bu durum, meslek örgütlerinin kamusal rolünü daraltır ve onları yalnızca teknik/mesleki alanlara sıkıştırmayı hedefler.
Türkiye’de son yıllarda özelinde TTB, genelinde tüm meslek örgütlerine yönelik söylem ve düzenlemeler bu eğilimle ilişkilidir. COVID-19 pandemisinin yaşandığı bir dönemde dahi hekimlerin meslek örgütünün muhatap alınmaması, “siyaset yapıyor” diyerek etiketlenmesi, kapatılmakla tehdit edilmesi, tüm dünyada kabul edilen bir gerçeklik olan savaşın bir halk sağlığı sorunu olduğunu ifade ettiği için yöneticilerinin gözaltına alınması ve hemen her seçim döneminde siyasi iktidarın uzantısı haline getirilme çabası bu başlık altındasayılabilecek kimi yaklaşım ve girişimlerdir.
Radikal Demokrasi: Çatışma, Çoğulluk ve Katılım
Radikal demokrasi yaklaşımı ise demokrasiyi yalnızca kurumsal bir yapı olarak değil, sürekli genişleyen bir mücadele alanı olarak görür. Bu perspektife göre toplum homojen değildir; farklı kimlikler, talepler ve çıkarlar arasında kaçınılmaz bir gerilim vardır. Demokrasi, bu gerilimlerin bastırılmasıyla değil, görünür kılınması ve müzakere edilmesiyle derinleşir.
Radikal demokrasi, liberal demokrasinin herkesi uzlaşmaya zorlayan ortak aklını aramak yerine,özellikle dışlanmış veya temsil edilmediğini düşünen grupların siyasal alana dahil edilmesini önemser. Meslek örgütleri böylesi bir demokrasi zemininde yalnızca üyelerinin çıkarlarını değil, daha geniş bir toplumsal adalet perspektifini savunabilirler.
Türk Tabipleri Birliği bu açıdan değerlendirildiğinde;demokrasinin hemen hiçbir zaman radikalleşmediği Türkiye’de, belki de zamanının ötesinde bir örgüt olarak yalnızca hekimlerin özlük haklarını savunan bir yapı olmakla yetinmemiş; savaş karşıtlığı, toplumsal cinsiyet eşitliği, barış hakkı, ekoloji ve gezegen sağlığı gibi sağlığa bütüncül yaklaşan bir aktör olarak radikal demokratik bir rol üstlenmiştir.
Türkiye’de Meslek Örgütlerine Yaklaşım: Üç Modelin Kesişimi
Türkiye’de TTB ve diğer meslek örgütlerine yönelik tutumlar kanaatimce bu üç demokrasi modelinin iç içe........
