menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mehdi Zana, Diyarbekir Merkez ve 11 Aralık 1977 Yerel Seçimleri

22 0
02.10.2026

Evet, bilge bir kişi aramızdan ayrıldı. 11 Aralık 1977–12 Eylül 1980 arasında toplam iki yıl dokuz ay Diyarbekir Belediye Başkanlığı yapan Mehdi Zana’yı anlatmak zor; onun hayatı hep mücadeleye adanmıştır. Zana, Silvan ilçesinde terzidir; Niyazi Usta (Tatlıcı), Zana’nın ustasıdır. Niyazi’nin ustası ise Şemsi Usta’dır (Arıdıcı).

29 Ağustos 2026, tarihî bir gün… Mehdi Zana bu dünyadan göçtü. Hüzünlüyüz ve anıların deryasında seyahate çıkacağız; hayat böyledir, bir ölümün ardından nostalji rüzgârları…

Mehdi Zana, 1940’ta Diyarbekir’in Silvan ilçesinde doğmuş, Niyazi Usta’nın yanında yetişmiştir.

Silvan’dan Diyarbekir’e göç edince belediyenin eski binasının arkasındaki Ar Pasajı’nda ustasıyla bir dükkân açmış, mesleğini icra etmiştir. Niyazi Usta, Zana’nın başkanlığını göremeden vefat etmiştir.

Zana’nın TİP üyeliği, ardından DDKO Silvan şubesindeki faaliyetleri, sonra 12 Mart Muhtırası’nın ardından hapishane günleri… Üç yıllık hapisliğin ardından 1974 affı.

Diyarbekir Merkezde Yerel Seçimler

Diyarbekir Belediyesi, 1865’te kurulmuştur. Şehremaneti adıyla kurulan bu belediyede, Cumhuriyet’in kurulduğu 1923’ten 1963’e kadar belediye başkanları, seçimle göreve gelen belediye encümeni tarafından seçilmiştir. Şeref Uluğ, Nazım Önen, Adil Tiğrel, Abdulkadir Cizrelioğlu, Vehbi Dabakoğlu, M. Nuri Onur, Sezayi Demiray, İhsan Koçak ve 27 Mayıs 1960’ta Vali Namık Kemal Şentürk belediyeyi yönetmişlerdir.

1961 Anayasası ile getirilen, belediye başkanlarının doğrudan seçmen tarafından seçilmesi uygulaması ileri bir adımdır. Merkezî yönetim ile yerel yönetim arasında farklar vardır. 1961’de kabul edilen Anayasa’nın 123. maddesi yerinden yönetime de yer vermiştir:

“Aslında devlet, bütün kamu hizmetlerini yönetmek için yetkili bir kudrete sahiptir. Ancak ülke ve vatandaş yararları açısından bir kısım hizmetlerin özerk bazı kuruluşlar tarafından yerine getirilmesine rıza göstermektedir. Bazı hizmetler vardır ki, bütün olarak ülkeyi değil, bir bölgeyi veya sadece bir kısım vatandaş gruplarını ilgilendirir. Bu tür hizmetlere karşı devletin ilgisiz kalması beklenemez.”(1)

“Aslında devlet, bütün kamu hizmetlerini yönetmek için yetkili bir kudrete sahiptir. Ancak ülke ve vatandaş yararları açısından bir kısım hizmetlerin özerk bazı kuruluşlar tarafından yerine getirilmesine rıza göstermektedir. Bazı hizmetler vardır ki, bütün olarak ülkeyi değil, bir bölgeyi veya sadece bir kısım vatandaş gruplarını ilgilendirir. Bu tür hizmetlere karşı devletin ilgisiz kalması beklenemez.”(1)

Yerel yönetimlerin yetkilerinin çok dar olduğu, idari vesayetin de geniş anlamda kullanıldığı uygulamada görülmüştür.

Diyarbekir'in Merkezi ve Çevresi

Şehrin merkezi ile çevresindeki köy, kasaba ve ilçeler birbirinden tamamen farklıdır. Merkezde Diyarbekir ağzıyla Türkçe konuşulur; çevrede ise tamamen Kürdçe, kuzey ilçelerde ise Zazaca konuşulur. Diyarbekir’de bajari (şehirli) ve gundi (köylü) ayrımı vardır. Kürdçede şehirli ve köylü anlamlarına gelen bu kelimelerin sosyolojik karşılığı şudur: Gundi kelimesi örtük olarak Türkçe bilmeyen ve köyden gelen Kürd anlamında; bajari ise Türkçe bilen ve yerel giysiler yerine Avrupai giysiler giyen kişi anlamında kullanılmıştır. Bajarilerin ataları iki veya üç kuşak önce yakın köy ve ilçelerden merkeze gelmiş ve Türkçe öğrenmişlerdir.

Toprak mülkiyeti ilişkilerinde bu ayrım ağa ve efendi kelimeleriyle belirlenir. Ağa köyde oturur, Kürdçe konuşur, yerel giysiler (şalvar, kasket, kefye…) giyer; efendi ise takım elbise ve fötr şapka giyer, Türkçe konuşur.

Özellikle 1925 Şeyh Said Hadisesi’nden sonra başta Cemilpaşa ailesi olmak üzere bazı aileler mecburi iskâna tabi tutulmuşlardır. Böylece merkez, tamamen uyumluların kontrolüne geçmiştir:

“Tek parti döneminde CHP’nin Diyarbakır teşkilatında il eşrafından ve yerel nüfuzu olan Pirinççizade, Tiğrel ve Uluğ gibi aileler yer almaktaydı. Mezkûr ailelerin fertleri hem genel hem de mahalli seçimlerde boy göstermekteydi. Bu durum Diyarbakır örneğinde Kemalistlerin yerel nüfuzlu eşrafla olan ilişkilerini ortaya koyması bakımından kayda değerdir.”(2)

“Tek parti döneminde CHP’nin Diyarbakır teşkilatında il eşrafından ve yerel nüfuzu olan Pirinççizade, Tiğrel ve Uluğ gibi aileler yer........

© Birikim