menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Mickey 17: Bir Gezegenler-Arası Yeni Sömürgecilik Alegorisi

5 19
21.03.2025

Son filmi Parazit’le Cannes’dan Oscar’a yarıştığı ödül sezonunu alt üst eden Bong Joon-ho, altı yıllık bir aradan sonra yine kapitalist gerçekçiliğin kara ufuklarında dolaştığı yeni filmi Mickey 17 ile izleyiciyle buluştu. Güney Koreli yönetmenin önceki filmlerine aşina olanlar için toplumsal meseleleri ele alışındaki tematik süreklilik devam ediyor. Yeni filminde, kapitalizmin dünyamızda yarattığı yıkımı sinemasına taşırken daha önce başvurduğu alegori, komedi, distopya ve hiciv gibi anlatı biçimlerini koruyor; bunlara bilim kurguyu da ekleyerek kendi filmografisinin bir sentezini sunuyor. Bong Joon-ho mümkün olan her yolla, kanıksadığımız ekonomik ve toplumsal yapıların sebep olduğu çürümeyi ve varabileceği dönüşü mümkün olmayan noktaları kendine has üslubuyla işaret etmeye, filmleri aracılığıyla tabiri caizse bir ‘dur levhası’ oluşturmaya devam ediyor.

Mickey 17, 2022 yılında yayımlanan Edward Ashton’ın bilim kurgu romanı Mickey 7’nin serbest bir uyarlaması. Kitabın olay örgüsüne ana hatlarıyla sadık kalsa da Bong Joon ho’nun filminde karakter tasarımları dahil birçok detayı değiştirdiği belirtiliyor. Film, başarısız bir iş kurma girişimi nedeniyle tefecilerin eline düşen iki ortağın, borçlarından kurtulup hayatta kalabilmek için bir şirketin uzay kolonisi projesine katılmalarını konu alıyor. Timo (Steven Yeun) uzay üssünde pilot olarak görev almak isterken, Mickey (Robert Pattinson) insan klonlama deneylerinde kullanılmak üzere tanımı gereği oldukça etik dışı ve 'harcanabilir' adı verilen bir göreve yazılır. Duncan Jones’ın 2009 yapımı bilim kurgu filmi Moon’da iş gücü maliyetlerini en aza indirme amacıyla klonlama yapan şirketin faaliyetlerine benzer bir şekilde, burada da ‘harcanabilir’ klonlar hammadde sömürüsünün ölümcül sonuçlarına kurban edilmek amacıyla tekrar tekrar üretilip tüketilen bir kaynak haline getirilir. Mickey, dünyadaki yaşamı ve benliğinden vazgeçer ve belleği bir cismin içine depolanmış, koloninin amaçları doğrultusunda her yeni görev için yeniden ölmek zorunda olan bir üç boyutlu yazıcı çıktısına dönüşür. Yani varoluş koşulları ancak sürekli yokoluşla belirlenen bir aşağılanma hali; kendisine yalnızca kaçıncı kopyası olduğu üzerinden biçilen ismiyle biriciklikten arındırılmış bir kimliksizlik. ‘Harcanabilir’ kategorisi ilk bakışta Agamben’in çıplak hayat[1] kavramını çağrıştırıyor şüphesiz. Eski Roma’da hukuk sistemine yalnızca ‘öldürülebilir’ olmak kontenjanından dahil edilen bu figürle Mickey’nin uzaydaki harcanabilir konumu ölüm imgesinde birleşiyor.

Filmde, Niflheim gezegenini kolonize etmek üzere yola çıkan uzay gemisinin sömürüye dayalı gayri insani düzeneğini mümkün kılan şey dünyadaki problemler karşısında mecburi bir kaçış imkânı sağlaması. Gemi mürettebatındaki diğer karakterlerin hikayelerine ve orada bulunma sebeplerine dair bir fikrimiz olmasa da Mickey ve Timo’nun —gerçek anlamıyla— dünyanın sonuna kadar peşini bırakmayan borçları yüzünden bu yolculuğu seçtiklerini biliyoruz. Mickey’nin gönüllü ölüm mesaisine mecbur kalmasının ardında bu çaresizlik yatıyor. Bir başka Güney Kore yapımı olan Netflix dizisi Squid Game, üzerine iyi düşünülmüş bir derinliğe sahip olmasa da borç batağına saplanmış ve her türden sömürüye açık hale gelmiş insanların son bir şans umuduyla nasıl........

© Birikim