Aybars Yanık ile Söyleşi: "Zalimin Zulmü Varsa..."
Barış Özkul: Kitapta popülizmi sadece liderler, partiler ya da seçim stratejileri üzerinden değil, daha derinde işleyen bir “politik mantık” üzerinden düşünmeyi öneriyorsun. Seni bu noktaya getiren temel rahatsızlık neydi? Ana-akım popülizm tartışmalarının bugünün siyasal atmosferini açıklamakta en çok nerede yetersiz kaldığını düşünüyorsun?
Aybars Yanık: Sadece popülizmi de değil, büyük harfle siyaseti, hatta siyasalı böyle düşünmeyi öneriyorum. Benim en temel rahatsızlığım, kitapta ana-akım popülizm diye ifade ettiğim yaklaşımın sadece popülizme dair değil, siyasete dair de oldukça sınırlı kavrayışıydı. Neydi bu? Birincisi siyaseti kurumsal ve ana-akım aktörler üzerinden okuma tercihi. İkincisi, siyasetin içini rasyonel ve uzlaşıya dayalı bir mantıkla doldurması. Siyaseti prosedürlerden ve tekniklerden ibaret görmesi.
Ana-akım popülizm yaklaşımı en çok burada yetersiz bence. Siyasala dair kavrayışı oldukça sınırlı. Liderleri, partileri, programları, şunları bunları en önemli belirleyenler olarak tayin ediyor ve siyaseti buralardan doğru okuyor. Böyle yapmak yanlıştır, doğrusu da şudur demek istemiyorum. Tam tersine, böyle doğru yöntem diye bir şey de yoktur. Siyasal alan zaten bu sınırların mütemadiyen esnetildiği, yeniden kurulduğu, çok farklı değişkenlerin devreye girdiği bir alan. Dolayısıyla belirli şemalardan kaçan bir şeyler hep vardır. Kurumsal olanın, yani siyasetin envaiçeşit ontik boyutunun biraz önünü arkasını görmek gerekiyor.
B.Ö.: Popülist ya da otoriter liderleri psikolojik özellikleriyle, kişilik bozukluklarıyla, “çılgınlıklarıyla” açıklamanın cazip ama eksik bir yaklaşım olduğunu söylüyorsun. Peki bu tür liderlerin kişisel performansını, karizmasını ve medyatik gücünü tamamen ikincilleştirmeden, ama meseleyi de onlara indirgemeden nasıl düşünmek gerekir?
A.Y.: Meseleyi onlara indirgemeden düşünmek istiyorsak, bu tür liderleri kabul edilebilir kılan toplumsal koşulları analitik açıklamanın merkezine koymak gerekir. Yani onları başat sebep olarak ele almak bana çok ikna edici gelmiyor. Bu tür durumlarda şu soruları sormanın daha anlamlı olduğunu düşünüyorum: “Çılgın” biri varsa onu mümkün kılan şartlar nelerdir ve belki de daha önemlisi, insanlar neden kendisini bu çılgınlığın kollarına bırakır? Burada irrasyonel bir şey olduğunu ima etmiyorum ama tam orada neyin nasıl işlediğini anlamak önemli. Bu anket yaparak ve soru sorarak anlaşılabilecek bir şey de değil. Matematiğe, hesaba gelmeyen bir açıklık vardır siyasette. Çoğunluk bu tip siyasete ve bu tip liderlere alan açmazsa, böyle bir sorunumuz da olmazdı, öyle değil mi? O zaman siyaset teorisi ve felsefesinin temel meselesi biraz daha sabırla ve mesafeyle, hemen yanıt aramaktansa, biraz soru sormayı denemek olmalı.
B.Ö.: Kitabın en önemli kavramlarından biri “antagonist politik mantık”. Bunu sadece teorik bir kavram olarak değil, gündelik siyaseti anlamaya yarayan bir anahtar olarak kullanıyorsun. En yalın haliyle açıklamak gerekirse, antagonist politik mantık nedir ve bugünün Türkiye’sinde ya da dünyasında nerelerde görünür hale geliyor?
A.Y.: Antagonistik politik mantık, bugün cari olan ve tıkır tıkır işleyen bir siyaset mantığıdır. Bugün biz/onlar, iyiler/kötüler, kahramanlar/hainler ikiliklerinin de üzerine kurulduğu mantığı tanımlıyor. Bir tarafın kazanırken diğerinin kaybettiği, çatışmaların alenileştiği, saflaşmaların kurulduğu, bozulduğu, yeniden kurulduğu bir ortamı tanımlamak ve anlamak için kullanıyorum. Kahraman beklentileriyle, kurtarıcı arayışlarıyla, birisi gelse de düğümü kılıcını vurup çözse denilen bir politik atmosferle görünür hale geliyor. Bu beklentilerin kendisine bakmayı öneriyor kavram, özetle. Hem Türkiye’de hem de dünyada bu tür tahayyüllerin, tasarıların, duyuş ve düşünüş biçimlerinin cari olduğunu söyleyebilirim. Dizilere, popüler kültüre, sosyal medyadaki tartışma biçimlerine, hatta sosyal medya mantığının kendisine, video editlerine, meme ve capslere bakınca manzara daha da netleşiyor. Liderler, süper-kahraman figürleriyle özdeşleştiriliyor. Üstelik pek çok yönden alakaları bile yokken. Bu bir şeyler söylüyor olmalı.
B.Ö.: Popüler kültür analizi kitabın en dikkat çekici taraflarından biri. Şahsiyet, Joker ve benzeri anti-kahraman........
