menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

2026 Dünya Kupası’na az kala: 1982 Brezilya ve Socrates’e özlemle

21 0
06.06.2026

2026 Dünya Kupası benim için 17. dünya kupası olacak, 1962 Dünya Kupası’nı hatırlamayacak kadar küçüktüm, sonrasında bazıları hayal kırıklığına, bazıları unutulmaz maçlara sahne oldu. 1974 Dünya Kupası’nda ‘Sarı Fare’ Cruyff ve arkadaşlarını, 1978’de Mario Kempes’i, 1982’de Paolo Rossi’yi, 1986’da “Tanrı’nın eli”ni hatırlarım. 1990’da penaltılar sonucu veda eden İngiltere’de Gascoigne’nin gözyaşları, 1994’te turnuvayı gol kralı olarak kapatan Romário’nun golleri, 2010’da Zidane’nın kafasını…

Yaşı yetenler hatırlar, kupa tarihinin kupayı kazanamamış en iyi takımıydı, 1982 Dünya Kupası’nın Brezilya’sı. Beş maçta 15 gol atmış, yedi farklı oyuncusu gol kaydetmişti. Ancak mesele gol sayısı değildi, onların oyun felsefesi, hayal gücü, tarzı, zarafeti, içgüdüsü, güzel oyuna olan sevgisi ve tüm bunların coşkulu bir samba müziği eşliğinde sergilenmesiydi o takımı eşsiz kılan. Uluslararası sahnede başarı elde edemediler, ancak oynadıkları hücum futbolu, enfes golleri futbol belleklerimizde yer etti. Dünya Kupalarının tarihini iyi bilenler, o takımı “The greatest team that never win the world cup” (Dünya Kupasını kazanamamış en iyi takım) olarak hatırlar…

İşte o takımın kaptanıydı Socrates, futbolun en güzel Brezilyalısı. 1.90’lik ince bedeni, kara sakalları, dağınık saçları, çatık kaşları, soğukkanlı duruşu ile bir futbolcudan çok bir filozofu andıran zarif bilge doktor. Şiir gibi pasları, adam geçmedeki ustalığı, futbol zekâsı ile sahadaki varlığı hemen fark edilirdi. İki ayağını raket misali kullanabilen, hücum oyunlarını bir orkestra şefi gibi yöneten, tempoyu ayarlayan, uzaklardan vuruşlarıyla müthiş gollere imza atmış, telefon kulübesinde adam geçebilen 10 numara, ofansif orta saha rolünde parlamış zarif, yetenekli, teknik oyun kurucu. Attığı gollerde takım arkadaşlarının kutlamalarına genellikle katılmazdı, en çabuk oyuncu olmamasına ve oyunu daha yavaş tempoda oynamayı tercih etmesine rağmen futbol zekâsı ve oyunu okuma yeteneğiyle öne çıkardı. Topuk pası denilince aklıma ilk o gelir. Pele, çoğu futbolcunun ileriye doğru yaptığının daha iyisini geriye doğru yaptığını söylemiş. Eh, Pele söylemişse bize söz düşmez.

19 Şubat 1954 tarihinde Brezilya’nın “Belem do Para” şehrinde yoksul bir ailenin çocuğu olarak dünyaya gelmiş. Yunan........

© Birgün