Şiraze kayınca...
Kılıcın gücüyle iş gören muktedirlerin işi, güçlerinin zirvesinde oldukları dönemlerde görece daha kolaydır. Diktatörlüğün de kendi çapında bir istikrarı vardır. Halkınızı ezersiniz, sermayenin sömürüsünü sürdürmesini kolaylaştırma, onlara hizmet etme karşılığında iktidarınızın da süresini
uzattıkça uzatırsınız.
Sermaye ile bir tür "al - ver" ilişkisi ile, koltuğa sizi yapıştıran "tutkalın" katılığını ve gücünü sağlamanız mümkün olur.
Bu gücü koruyabilmenin en önemli yollarından biri olarak, elinizdeki "sopa" gücünü de her geçen gün arttırarak, iktidarınıza karşı yükselebilecek sesleri bastırmak, itirazı boğabilmek adına sürekli "dayak" atarak da süreyi uzatabilirsiniz.
Ülkelere göre değişkenlik gösterebilen şekilde, duruma göre yasal düzenlemeleri ve anayasayı da kendi istediğiniz şekilde tasarlayıp belki sandık yoluyla bu süre uzatımını sağlamak da önemli bir yöntem olarak kullanılabilir.
Uluslararası çapta emperyalist muktedirlerin işi de, bu anlamda uzun süreler yolunda gidebilir. Küresel ya da bölgesel müttefik ve suç ortaklarınızla birlikte dünyanın dört bir yanında oluşturduğunuz çıkar ağlarını belki on yıllar boyu ayakta tutabilmeniz olasıdır. Hele ki, büyük bir emparyalist güç ve ittifaklar yoluyla "organize bir küresel savunma ittifakı" haline gelmişseniz, dünyanın dört bir yanında çıkaracağınız dönemsel ya da "için için kaynayan, fokurdayan bölgesel çatışmalar" üzerinden, varlığınızı hatırı sayılır sürelere yayabilirsiniz.
Emperyalistlerin en büyük güç kaynağı da, dünyanın orasında burasında kendilerine bağımlı ve güçlerini pekiştirecek - derinleştirecek işbirliğine gittikleri yerel diktatörlerdir. O diktatörlerle girdikleri "al gülüm ver gülüm" ilişkileri sayesinde de bir tür "kazan kazan" ilişkisi içindedirler.
Ama, hayatın ve dünyanın başka bazı gerçekleri de var. O gerçekler, gücün ve zulmün sınırlarının bulunmasıdır.........
