“Pınarbaşı Burma Burma…”
Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.
Gümüşsuyu’ndan İnönü’nü stadına doğru inen upuzun merdivenlerin hemen dibinde, bir sevgili satıcı kardeşimiz var. Yıllardır merhabamız, ahbaplığımız, sohbetimiz, yarenliğimiz vardır.
Elazığlı kendisi. Atkı, bere, örgü, forma satar.
Aslında her hafta her stadın önünde, her takımın malzemesini satarak ekmeğini kazanır.
Dün gece “portföyündeki” en özel ürün, bir tarafı Beşiktaş bir tarafı Marsilya renklerinden oluşan özel bir hatıra atkısıydı. Futbolla ilgilenenler bilir. Avrupa maçlarında adettir. Her yerde böyle, iki takımın logoları olan ve üzerinde maçın tarihi yazılı bir hatıra ürünü satılır.
Bizim sadece arkadaş yakınıyordu:
“Zafer Abi, bunları satamazsam elimde kalacak, biliyorum. Ama mecburen aldık toptancıdan, satıyorum işte…”
Maçtan çıkarken bir sürü Beşiktaşlı’nın boynunda gördüm o atkıları. Eminim, ömür boyu unutamayacakları bir maçın hatırası olarak saklayıp belki de çocuklarına – torunlarına miras bırakacaklar.
Gerçekten öyle bir maçtı dün geceki.
Öncesinde, sırasında ve sonrasındaki coşkuyu, hırsı, isteği ve kazanma arzusunu kelimelere sığdırmak zor. Hani öyle maçlar vardır ya… “Orada olmak vardı be abi…” dedirtir evden izleyenlere.
Vallahi öyleydi.
Ne mutlu ki bize, çıplak gözle izledik.
Kuzey tribünlerinin tamamen simsiyah, Güney (deniz tarafı) tribünlerinin ise tamamen bembeyaz giyinerek geldikleri maça damgasını vuran unsurlardan biri de taraftarın desteğiydi.
Her ne kadar Marsilya’nın 29’ncu dakikada sağ kanattan aıllıca kaçan (Beşiktaş defansının uyuyup kaçırdığı) K. Abdallah’ın ayağından attığı beraberlik (1-1) golünden sonra 10 dakika gibi bir süre sustuysa da, taraftar gerçekten de takımı ateşleyen önemli bir faktördü.
Zaten bu seneki Beşiktaş........
