menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Krizde herkes kamucu

56 0
27.03.2026

“Piyasacı ekonomistlerin” iddiası hep aynı oldu: Devlet üretime karışmasın, yatırım yapmasın, fiyatlara dokunmasın, sosyal harcamaları kıssın, kamusal işletmeleri elden çıkarsın. Vergi düşük olsun, sermaye rahat etsin, emeğin payı ise piyasanın insafına bırakılsın. Yıllardır topluma anlatılan masal buydu: Piyasa en doğru kararı verir, kaynakları etkin biçimde dağıtır, fiyatlar sağlıklı sinyali üretir, devlet küçüldükçe ekonomi daha iyi çalışır.

Ne var ki hayat, ders kitaplarındaki varsayımlar çerçevesinde ilerlemiyor. Ekonomide işler bozulduğunda, o çok övülen görünmez el bir anda ortadan kayboluyor. Piyasayı kutsayanlar bu kez dönüp devlete sesleniyor: Müdahale et, fiyatları dengele, destek ver, kredi aç, tedarik sağla, kayıpları telafi et. Yani her şey yolundayken “çekil aradan” dedikleri devlete, kriz kapıya dayandığında “neredesin” diye sesleniyorlar. Aslında burada açığa çıkan şey basit bir çelişki değil; piyasacı aklın gerçek hayat karşısındaki çaresizliğidir.

Çünkü devlet, yalnızca kriz anlarında düğmesine basılıp devreye sokulacak bir aygıt değildir. Kriz zamanında etkili olacaksa, normal zamanlarda da güçlü olmak zorundadır. Kurumlarıyla, kadrolarıyla, mali gücüyle, üretim kapasitesiyle, planlama yeteneğiyle, düzenleme araçlarıyla ayakta durmak zorundadır. Siz yıllar boyunca kamunun elini kolunu bağlarsanız, her özelleştirmeyi ilerleme diye pazarlarsanız, stratejik alanları piyasanın keyfine bırakırsanız, sosyal devleti yük gibi görürseniz, kriz geldiğinde dayanacağınız zemini de........

© Birgün