menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Dil derdi

43 0
22.03.2026

Dil, bilindiği gibi, toplumsal yaşamın dokusudur. Bu nedenle de dil birliği bir toplum için yaşamsaldır. Cumhuriyet, Türkçede birliğe dayanır.

Ancak günümüzde toplumsal birliğin bu en yaşamsal noktası da, hukuk, eğitim ve bilim gibi büyük bir sarsıntı ya da deprem geçirmektedir.

Bu gidişin bir sonucu olarak, geçtiğimiz hafta yaşanan bir okulda İstiklal Marşımızın tüm yöneticilerin katılımıyla Arapça okutulması, sıradan ya da kolay geçiştirilecek bir olay değildir.

Önce okutma için Marşın TBMM’de alkışlarla onaylandığı 12 Mart gününün seçilmesi dikkat çekicidir. İstiklal Marşı, 18 Mart 1915 Çanakkale Zaferini “Çanakkale Şehitleri” şiiri ile selamlayan “…ki ben bir Arnavut’um, işte perişan yurdum” diyecek kadar yürekli Mehmet Akif Ersoy’un yazdığı emperyalizme karşı verilen Kurtuluş Savaşı’nın 1921’deki kan ve ateş günlerinin ürünüdür. Sonra Marşı, Arapça okutmak için Karaman’ın seçilmesine ne demeli? Karaman bilindiği gibi, Karamanoğlu Mehmet’in ta 13 Mayıs 1277’de “kamuda ve  toplum yaşamında Türkçenin resmi dil olduğu buyruğunu” verdiği yerdir.

Birkaç gün sonra benzer bir davranışın Edirne Lalapaşa’da sergilenmesi, girişimin sürdürülmek istendiğini gösteriyor.

BİR ÜLKE Kİ

Osmanlı’dan Cumhuriyet’e geçişin büyük milliyetçi düşünürü Ziya Gökalp, 1918’de Vatan adlı şiirinde şöyle der:

Bir ülke ki camiinde Türkçe ezan okunur,

Köylü anlar manasını namazdaki duânın.

Bir ülke ki mektebinde Türkçe Kur'ân okunur.

Küçük büyük herkes bilir buyruğunu Hüdâ'nın.

Ey Türkoğlu, işte senin orasıdır vatanın!

Ülkemizde bugün, yazılmasından 108 sene........

© Birgün