menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Necati Tosuner’in ardından: Sessizliğin içindeki sarsıntılar

6 0
25.02.2026

“Bir şey kazanacak olmasak da, bir şey başaramayacak da olsak, direniş ne güzeldir. Ellerimizi uzatmayalım derim ben, yumruklarımız sıkılsın.” (Kambur)

Kardeşim Can’dan gelen mesaj yüreğime oturdu… Necati Tosuner’in göçtüğünü haber veriyordu. Bu mesaj beni, kardeşimle üniversite yıllarında Küçükesat’ta aynı evde yaşadığımız günlere götürdü; Tosuner’in Ankara’ya her gelişinde bize uğramadan geçmediği zamanlara… Bir de kitabından pasajlar okuduğu o gecelere… O günlerde Tosuner’den dilime bulaşan, fiili değil “isteme halini” olumsuzlaştıran o ifadeyi hala kullandığımı fark ettim birden. Tosuner “istemiyorum” demez, “istiyor değilim” derdi. Bu, onun kitaplarında da karşımıza çıkan, doğrudan ve sert bir olumsuzluk yerine daha içsel, daha tereddütlü bir psikolojik hal kurmasının tipik bir yoluydu. Böyle konuşan karakterler, sanki kararın eşiğinde bekliyormuş gibi bir duygu yaratıyordu. Tosuner’in o eksiltmeli, sessiz, içe kıvrılan üslubu nasıl da işlemişti içime…

Tosuner’in anlatısı, Türkçe edebiyat içinde sessizliğin, iç sesin ve gündelik ayrıntının değerini bilen özgün bir yerde durur. Cümleleri ne gösterişlidir ne de süslü; aksine, olabildiğince arınmış, neredeyse görünmezleşen bir sadeliğe sahiptir. Ama bu sadeliğin altında, okuru sürekli içeriye, yani karakterin zihnine, duyuların kıyısına çeken ince bir gerilim vardır.

Yalnızlığın donukluğunda bulmuştuk birbirimizi. Duygularımızın bulanıklığında bir şeyler gizliydi. Biz bir şeyler arıyorduk. Ne aradığımızı, aramak isteyip istemediğimizi bilmeden yalnızca aranıyorduk. Bir kendimizle yetinemiyorduk, aranmak yaşantımızdı bizim. Sonu karanlıklar içinde bir arayış vardı. Günler bizim değildi, biz günlere tutsaktık.” (Yalnızlığa Övgü - Özgürlük Masalı)

Tosuner’in dili, diğer yazarlarda bulduğunuz sıcaklık ya da ironiyle akraba değildir; daha çok bir çekilme estetiği kurar. Karakterler çoğu zaman konuşmaktan çok susar; fakat o suskunlukta insanın iç dünyasını deşen yoğun bir duyarlılık vardır. Cümlelerin ritmi yavaştır; fakat bu yavaşlık bir durgunluk değil, iç gözleme açılan birer kapı gibidir.

Yaşadığınız evrene........

© Birgün