menu_open Columnists
We use cookies to provide some features and experiences in QOSHE

More information  .  Close

Artık kime inanacağız? Yalancı robotlara mı?

20 0
20.09.2026

Özel haberlerimizi ve günün öne çıkan gelişmelerini kaçırmamak için BirGün’ün WhatsApp kanalını buraya dokunarak hemen takibe alabilirsiniz.

2023’te Sebastian Krügel, Andreas Ostermaier ve Matthias Uhl’un Scientific Reports’ta yayınladığı bir deney, klasik tramvay ikilemini katılımcılara sundu ve tavsiyeyi bazen bir ChatGPT’ye, bazen de bir ahlak felsefesi uzmanına atfetti.

Sonuç: ChatGPT aynı soruya hem “feda et” hem “feda etme” yönünde tutarlı hiçbir duruş sergilemedi — ama katılımcıların ahlaki yargısını yine de değiştirdi, hem de katılımcılar bunun bir bot olduğunu bildikleri halde. Daha vahimi: katılımcılar ne kadar etkilendiklerini sistematik olarak küçümsediler. Yani sadece yanlış yönlendirilmiyoruz — yanlış yönlendirildiğimizin de farkına varmıyoruz. Yazarların kendi cümlesiyle özetlemek gerekirse: ChatGPT ahlaki yargıyı iyileştirmiyor, yozlaştırıyor.

OKULDA, İŞTE, HER YERDE: EPİSTEMİK BAĞIMLILIK

2026’da AI & Society dergisinde yayınlanan geniş çaplı bir derleme (Du ve Yuan), yapay zekânın öğrenme sürecine nasıl sızdığını dört ayrı yoldan haritalandırıyor: akıcı otorite (bir cevabın kendinden emin ve düzgün söylenmiş olmasının, doğru olmasıyla karıştırılması), sürtünmesiz devretme (düşünme işini düşünmeden makineye bırakmak), opak sentez (kaynağını göremediğimiz bir özetin doğruluğunu sorgulamadan kabul etmek) ve kurumsallaşmış bağımlılık (okulların, şirketlerin bu süreci sistematik hale getirmesi). Araştırmacılar bunun otomatik olarak kötü olduğunu iddia etmiyor — mesele yapay zekâya güvenmek değil, o güvenin sorgulanabilir, geri alınabilir ve izlenebilir olup olmadığı.........

© Birgün